DENTPLUS

BLOG



dis_sikma_bursa.jpg
11/Şub/2015

 Sizde mi Diş Sıkıyorsunuz ?

Diş sıkma ve gıcırdatma, gece ve/veya gündüz oluşabilen istemsiz bir aktivitedir. Bu durum toplumda yetişkin bireylerin büyük bir çoğunluğunda gözlemlenmekte ve genellikle çeşitli olumsuz semptomlar ortaya çıkmadan farkına varılamamaktadır. Hastayı hekime getiren durumlar arasında dişlerde hassasiyet, aşınma, sallanma ve kırılma, diş sinirlerinde nekroz, çevre dokularda yaralanma, temporomandibular rahatsızlıklar, baş ağrısı ve fonksiyon bozukluğu sayılabilmektedir. Çocuklarda gözlemlenen diş sıkma ve gıcırdatma ise, normal bir süreç olarak kabul edilerek değerlendirilir.

Diş Sıkma ve Gıcırdatmanın Nedenleri

Diş sıkma ve gıcırdatmanın birçok nedeni vardır ve bu nedenler arasında; stres ve kişisel özellikler, uyku düzeni, uyku esnasındaki solunum bozuklukları, travmatik yaralanmalar, merkezi sinir sistemi rahatsızlıkları, yasadışı ilaç kullanımı, ilaç tedavileri, alkol, kafein ve sigara kullanımı gibi faktörler sayılabilmektedir.

TME, çene ekleminin ve kaslarının birlikte düzgün çalışmamasından kaynaklanan semptomları tanımlamak için kullanılan popüler bir terimdir.

TME, temporomandibular eklemin kısaltmasıdır ve çene kemiğinin kafatası ile yaptığı eklemi tarif eder. Çiğneme kaslar,çiğneme ve yutma gibi fonksyonları mümkün kılmak için, boyun ve sırt kasları ile birlikte çalışır. Tüm bu eklem ve kaslarda fonksyon bozukluğu olduğunda bir takım problemlere yol açarlar.

TME’İN GELİŞİMİ NASILDIR ?

Düzgün fonksyon gösterebilmesi için kaslarınızın ve eklemlerinizin bir arada çalışması gerekir. Bunların herhangi birindeki problem TME hastalığına yol açabilir. Örneğin; stresin yol açtığı diş gıcırdatma ve diş sıkma, çene kaslarında aşırı kasılmalara yol açar ve TME’e aşırı basınç uygular. Travma ve artrit gibi hastalıklar eklemde direkt hasara yol açarlar yada kaslarda ve ligamanlarda yırtılmaya neden olabilirler. Sonuç olarak “disk” denilen, eklem içinde yastık vazifesi gören kıkırdak yapının yer değiştirmesine neden olabilirler.

TME BULGULARI NELERDİR ?

Eklem hareketi esnasında klik sesi, çıtırtı sesi, eklem etrafında ağrı, zayıflık, eklem kilitlenmesi ya da hareket kısıtlılığı, ısırmada ve ısırma hissinde değişiklik gibi bulgular olabilir.
Eklem hareketi esnasında duyulan klik ya da çıtırtı sesi, diskin yerinden kaydığının bir belirtisidir ve eklemin içe ve dışa oynadığını gösterir. Bazen hastalar, çene eklemi ile ilgili değilmiş gibi görünen şikâyetlerden yakınırlar. Örn; sinüs tipi baş ağrıları, kulak ağrısı, baş dönmesi, boyun ve ense ağrısı. Genellikle bu semptomlara neden olan şey, uyku esnasında kişinin istemsiz olarak dişlerini sıkması ya da gıcırdatmasıdır.

TME NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Öncelikli hedefler kas spazmını ve eklem ağrısını ortadan kaldırmaktır. Bunun için ağrı kesiciler ve kas gevşetici ilaçlar kullanılır. Eklem içine steroidli ilaçlar enjekte edilerek ağrı ve enflamasyon azaltılabilir. Kendi kendine tedavi de çok etkilidir ve şunları kapsar;

  • çene istirahati
  • yemek yemediğiniz zamanlarda çenenizi açık tutmak
  • yumuşak besinler yemek
  • buz ve sıcak uygulaması
  • çene egzersizi
  • pozisyon egzersizi

“Splint” denilen ısırma plağı uygulamasının yanında bazen stresle baş etme teknikleri (biyofeedback, psikiyatrik terapi, vs.) uygulanabilir. Isırma plağı, gece ateli, alt ve üst dişlerinize takılarak dişlerinizin ve çenenizin açık kalmasını sağlar ve böylece çiğneme kaslarının gevşemesini sağlar. Bunun sonucunda ağrınız azalır.

Çok değişik atel çeşitleri vardır. Gece ateli, diş sıkma ve diş gıcırdatma alışkanlığınızı durdurmaya yardımcı olarak kas spazmını engeller, eklem yüzeyini ve diski korumaya yardımcı olur.

Öne yerleşimli aparat, çenenizi öne doğru çekerek ısırma kaslarını gevşetir ve diskin doğru pozisyona gelmesine yardımcı olur. Bu aparatı bazı durumlarda 24 saat kullanmak gerekebilir.


kanser_diş_saglığı.jpg
11/Şub/2015

Kanser tedavisinde ağız ve diş sağlığı bakımı…

TANIDAN ÖNCE…

Kanser,  ne yazık ki her yıl dünyada daha fazla kişiyi etkilemektedir. Erken tanı ve gelişen tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesi beklentisi artarken yaşam konforunun yükseltilmesi hedeflenmektedir. Bu sebepten dolayı; ağız ve diş sağlığı kanser tedavisi programının önemli bir yerini oluşturur. Çoğu zaman toplumun her bireyinde görülen diş ve diş eti problemleri; gerekli müdaheleler yapılmadığı zaman kanser tedavisini zorlaştırabilir. Bunun yanında tedavi sürecinde verilen ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tadevisi (kemoterapi) ağız dokularını etkileyebilir. Yemek yeme ve içme gibi gündelik ihtiyaçların aksamasına da sebep vermemek gerekir. Kanser tanısını takiben yürütülen etkili bir takım çalışması ve devamlı iletişim ile komplikasyonları en düşükte tutmak ve yaşam konforunuzu yükseltmek mümkündür.

TEDAVİ ÖNCESİ…

Kanser tanısının ağırlığı birçok gereksinimi ikinci plana atılabilir. Fakat; zaman kaybetmeden onkoloji doktorunun kontrolünde diş hekimi ile temasa geçilmelidir. Kanser teşhisi ve tedavinin başlaması arasında geçen zaman çoğunlukla sınırlı olduğu için gerekli hazırlıklar seri bir şekilde yapılmalıdır. Ağız ve diş eti tedavisinin kanser tedavisi ile başlamadan on gün önce iyileşmesi için izin verecek şekilde tamamlanmalıdır. Kemoterapi ve radyoterapi sırasında vücudunuzda oluşabilecek değişiklikler(enfeksiyon riskinin artması, kanama vb.) diş tedavilerini imkansız kılabilir.

İlk muayenede, çene ve röntgen kayıtları alınır ve duruma uygun gerçekçi risk tespiti yapılır. Onkoloji doktorunun önderliğinde ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak ihtiyaç görülen tedavilere başlanır. Esas amaç; kanser tedavsi sırasında oluşabilecek istenmeyen istenmeyen durumları en aza indirebilmektir. Bu yüzden erken dönemde sorun yaratma olasılığı olan dişleriniz onarılır, enfeksiyon odağı olan ve ya tedavisi mümkün olmayan dişleriniz çekilir.

Temizleme işlemi ile diş eti sağlığınız sürdürülebilir hale getirilir. Süt dişlerinde çürük riski daha yüksektir. Çocuklarınıda planlama daha kısa zaman ölçeğinde süt dişlerinin değişme zamanları da hesaba katılarak tedaviyi bölmeyecek şekilde yapılır. Burada önemli bir konuyu unutmamak gerekir ki; bir çok küçük hasta belki hayatında ilk defa diş hekimi ile karşılaşıyor olacaktır. Uzun soluklu, yorucu tedavi programının ilk adımında kaygılanmaları arzu edilmez. Bu sebeple ilk müdahaleleri özellikle pediatrik ağız ve diş sağlığında uzmanlaşmış hekimlerin yapması tavsiye edilir. Ortodontik tedavi gören genç hastalar diş telleri ve bakterilerini tedavi bitiminden sonra en az bir yıl kullanmamalıdır. Diş minelerini çürüğe karşı dirençli hale getirmek için sürülen flor vernikler ve koruyucu dolgular basit ve etkileyici müdahelelerdir. Çürük riskine ve yaşa göre flor uygulama rejimi düzenlenir. Protez kullanıyorsanız, olan protezlerin uyumu artırılıp, keskin kenar ve köşeler dokulara zarar vermeyecek şekilde yuvarlanır.

Kanser Tedavisi Öncesinde ki Süreçte Arzu Edilen Diş Bakımı İçin Uygulanması

Gerekenler:

  • Günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişler fırçalanması.
  • Günde bir kere diş ipi ile dişler temizlenmelidir.
  • Günde bir veya iki kere klorheksşdşn içeren alkolsüz gargara ile en az bir dakika ağzınızı çalkalamalısınız. Klorheksidin içeren gargaralar ile diş fırçalama kullanımları arasında minimum otuz dakika olmalıdır.
  • Tedaviye kadar ağız bakımıı hiçbir şekilde aksatılmamalıdır.

Kanser tedavisi sırasında diş ve diş etlerinde önceden mevcut hastalıklar daha da şiddetlenebilir.  Bazı kanser ilaçları(Bisfosfonat grubu vb.) iyileşmemeyen ve uzun süreli ağız yaralarına ve kemik açılmalarına sebep olabilirler. Kanser tedavisinin en başında mutlaka detaylı bir ağız-diş muayenesi ve bakımı yapılması önerilir.

TEDAVİ SIRASINDA

Kemoterapi için verilen ilaçlar kemik iliğini baskılayarak kan ve hücrelerinizde azalmaya neden olur. Bu durum kendini ağızda kanamaya yatkınlık, kolay enfeksiyon gelişimi ve yaralar şeklinde gösterir. Mukozit adını verdiğimiz bu yaralar geçicidir ve verilen ilaçların yan etkisidir. Yemek yeme ve konuşmanızı kısıtlayabilir. Sert, taneli, baharatlı ve acı gıdaları, asitli ve alkollü içecekleri tüketilmemesi önerilir. Ağrı ve rahatsızlığı giderme yöntemleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. En uygun yöntemi deneyerek ve doktorunuza danışarak bulabilirsiniz. Ağızda buz tanelerinin gezdirilmesi, ağzın karbonatlı suyla çalkalanması, yemeklerden önce reçete edilen anestezik jelin sürülmesi, bol sıvı alımı, yapay tükürük jellerinin kullanımı  şikayetleri azaltabilir. Bu yaralar üzerinde ikincil bakteri ve mantar enfeksiyonları gelişebilir. Gerekli ilaç tedavisi hastanın doktoru tarafından sağlanacaktır.  Bu dönemde klorheksidin içeren gargaraların kullanımı yanma hissini artırılabileceği için asla tavsiye edilmez. Keskin tatları olan ağız bakım suları ve diş macunları da ağrı ve yanmaya neden olabilir. Kemoterapiye bağlı enfeksiyon ve kanama riski, diş fırçalamayı mümkün kılmayabilir. Bu risk bireyler arasında farklılık gösterdiği için tedavi eden doktorun tavsiyesine uyulmalıdır. Mesela diş ipi kullanımı hastaya kesinlikle önerilmez. Ağız bakımını antiseptik emdirilmiş nemli ve yumuşak sünger ve bezler ile gerçekleştirilebilir. Dişeti iltihabı gelişen vakalarda klorheksidin içeren jelleri veya alkolsüz gargaraları kısa süreli kullanabilirsiniz.

Kanser tedavisi sırasında tükürük miktarında azalma, kıvamında da yoğunlaşma olur. Tükürüğün yıkayıcı ve dengeleyici etkisinden mahrum kalan dişler çürümeye yatkın hale gelir. Dişlerinizde çürük riski yüsek ise, kanser tedaviniz devam ederken de yerel flor uygulaması yapılabilir. Azalan tükürük akışı sebebiyle yeme-içme ve konuşma olumsuz etkilenebilir. Kısmi rahatlama sağlamak adna yapay tükürük enzimleri içeren jeller kullanılabilir, az da olsa çalışmakta olan bezlerin çalışmasını arttırmak için şekersiz sakız rahatlıkla çiğnenebilir.

Tükürük bezlerinde işlev kaybı genellikle baş-boyun bölgesine radyoterapi alan hastalarda veya kemik iliği için tüm vücut ışın tedavisi alan hastalarda görülür.

Bu grup hastalarda çürük riski  yüksektir, kişisel planlama ile belirli aralıklarla flor uygulanmalıdır. Kemoterapi devam ederken hareketli protezlerin takılması tavsiye edilmez. Çok hassas olan ağız dokuları protezin baskısı ile kolayca kanayabilir veya yırtılabilir. Protez kullanmamaktan kaynaklanan beslenme eksikliğini diyetisyenlerden destek alıp daha yumuşak bir gıda rejimine geçerek telafi etmeniz mümkündür.

Kanser tedaviniz sürerken ortaya çıkanb diş kaynaklı ağrılar, tedavinin aktif döneminde ilaçlarla dindirilir, ara verildiğinde de kan değerlerine göre küçük çaplı girişimler yapılır. Komplike ve büyük çaplı işlemler tedavinin sonrasına ertelenebilir. Onkoloji doktoru aksini önermediği sürece kanser tedavisinin aktif döneminde dişlere ve ağrılara müdahale yapılması tavsiye edilmemektedir.

TEDAVİ SONRASI:

Kanser tedavisi bittikten sonra kemoterapi ilaçlarının yan etkileri ortadan kalkar. Ancak çok nadir de olsa tat alınmasında değişiklik ve ortada hiçbir bulgu yokken diş ağrısını andıran sinir ağrıları olabilir. Bu şikayetler ilaçlarla yönetilir. Kanser tedavisini takiben ağızla ilgili problemler genellikle baş boyun bölgesine ışın tedavisi almış veya kemik iliği nakli yapılmış hastalarda görülebilir. Işına doğrudan maruz kalan büyük tükürük bezleri küçülerek işlevi yitirilebilir. Bu durumda ağız kuruluğu kalıcı bir hal alır. Önce ki sayfada tedavi sırasında sunulan öneriler aynı şekilde geçerlidir. Bu durumda tükürük eksikliğinin çürük riskini ciddi oranda artırdığını asla unutmayın. Yılda iki kez flor verniklerin sürülmesi, çürük oluşturabilecek gıdalardan uzak bir diyete devam etmeniz ve optimum ağız sağlığı korunması çok önemlidir. Alkol ihtiva etmeyen gargara plak kontrolüne destekleyici olarak önerilir. Kemik iliği nakli yapılan çocuklarda büyüme ve gelişim yakından izlenmelidir. Herhangi bir şikayet olmasa dahi her altı ayda bir kontrol edilmelidir. Ortodontik tedavi kanser tedavisi bitiminden en erken bir yıl sonra ve diğer koşullar uygunsa başlatılabilir.

Tedavinin ardından ilk dönemlerde protezleri sadece yemek yerken takmak tavsiye edilir. Diğer zamanlarda protezleri mutlaka suyun içinde tutmalı, özel protez temizleyici tabletlerle dezenfekte edilmelidir. Az kullanılması dolayısıyla protezlerde bollaşma veya uyumsuzluk olabilir, astarlama işlemiyle protezlerin uyumu arttırılır. Gece yatarken protezler muhakkak çıkarılmalıdır. Yeni protez yapılırken estetik beklentilerinden daha çok işlevselliği ön planda tutulmalıdır. Yeni protez yapımı kesinlikle önerilmez. Küçük bir travma dahi kemikte ölü alanlara ve enfeksiyonlara neden olabilir. Bir diğer benzer durumda kanser tedavisi sırasında bisfosfonat grubu adı verilen ilaçları kullanan hastalarda görülür.

Kanser nedeni ile çene ameliyatı geçirildiyse “obtüratör” adı verilen özel protezlerinizi temizlik haricinde hiç çıkarmamaya özen göstermelisiniz. Fiziki koşullar elveriyorsa geç dönemde özel implantlar ile obtüratörlerin sıkılıkları artırılabilir.

Tedavi sonrasında görülebilecek durumlardan bir diğeri de ışın tedavisine bağlı kasların esnekliğini yitirmesidir. Bu durumda fizik tedavi ve egzersizler yardımcı olabilir. Ağız bölgesinde cerrahi doku kaybı neticesinde konuşmanız etkilenebilir. Konuşma terapisti bu güçlüğün aşılmasına yardımcı olacaktır.

Kemik iliği nakli yapılmış hastalarda geç de olsa graft versus host adı verilen tablo karşımıza çıkabilir. Bu hastalık kendisini kanamalı ve iltihaplı diş etleri olarak gösterebilir. Bunun önlenmesi ve erken tanısı ile müdahele için düzenli kontrollere devam etmemiz çok önemlidir. Tedavi sürecinde geçici olarak tamir edilen dişlerimiz ve ertelenen müdaheleler tedavi sonrasında genel durumunuz değerlendirilerek bireysel planlama çerçevesinde yapılır. İstisnai durumlar haricinde geçirilmiş kanser hikayesi, tıbbi öykünüz diş hekiminiz tarafdından detaylı oarak bilindiği sürece diş ve diş et tedavilerine özel bir engel teşkil etmez.

Yeni protez yapılırken estetik beklentilerinden daha çok işlevselliği ön planda tutulmalıdır.


diş_apsesi.jpg
09/Şub/2015

Apse Nedir?

Apse irinli iltihap birikmesidir…

Diş çürükleri ve diş eti hastalığı sonucunda oluşan cepler; yaşamımız boyunca karşılaşma olasılığı en fazla olan ağız ve diş hastalıklarından bir tanesidir. Bazen kişiler, diş çürümelerini ve basit diş eti kanamaları ile oluşan cepleri ciddi bir sağlık problemi olarak görmezler. Ancak, zamanında ve doğru şekilde müdahale edilmediğinde, kesinlikle daha büyük sorun yaratan bir hastalığa yol açar. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon önce köke ve daha sonra  çevre kemiğe yayılır. Bu da abse olarak bilinir. Eğer enfeksiyon ilerlerse ve kemiğe ulaşırsa, dişi kaybedebiliriz. Enfekte diş kökü ve şişmiş doku genelde ağrıya neden olabilir.

Eğer kök ölürse, ağrı yok olacaktır. Ancak yavaş yavaş da bitişik kemiğe zarar verecektir. Enfeksiyonun bir bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol açabilir.

Diş apsesinin nedenleri, diş temizliğine önem vermemek, şekerli ve karbonhidratlı yemekleri sıklıkla tüketmek, çürümüş ve ihmal edilmiş dişler, diş minesinde ki kırık ve çatlamış bölgeler, ağzımızda biriken yiyecek artıkları, diş gıcırdatma veya sıkmadan dolayı zarar almış mineler, bağışıklık sisteminin zayıf kalması, diş tedavisinde ki aksaklıklar ve zayıflayan dolgular denebilir…

Diş ve diş etlerimizin sağlığı için, temizlik ve bakımımıza önem vermeliyiz. Düzenli olarak fırçalamamak ve diş ipi kullanmamak, çürükler için, diş eti hastalıları ve apse gibi bir takım problemlere sebebiyet verecektir.

Abse Belirtileri

  •     Ağızda devamlı ya da zonklama şeklinde ağrı hissi;
  •     Sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı ciddi bir hassasiyet;
  •     Çiğnerken şiddetli ağrı hali;
  •     Boyunda şişmiş lenf düğümleri;
  •     Ateş ve genel kırıklık…

Apse Teşhis

Eğer dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir ağrı varsa, yemekleri ısırırken veya çiğnerken ağrı duyuyorsanız ya da sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassassanız apseli bir dişe sahip olabilirsiniz. Hafif ateş, boyunda şişmiş lenf düğümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz. Soğuk algınlığı gibi bedeninizde kırıklık hissetmeniz çok doğaldır.

Absenin Tedavi Yöntemleri

Sorun diş etindeyse diş eti temizlenir ve gerekiyorsa cerrahi tedavi yapılır.  Apse bir diş çürüğünden kaynaklanmışsa tedavisi için kanal tedavisi önerilebilir. Her apsede değil ama ilerlemiş durumlarda dişin çekilmesi gerekebilir. Eğer apse çeneyi etkilemişse çene cerrahiye başvurulması istenir.








DENTPLUS GEÇİT


Ahmet Yesevi Mah. Piknik Cad.
        Hasat Sk. Üründül Plaza K:1 Kapı No : 2
        No: 11 – 12 Nilüfer / BURSA


info@dentplus.com.tr

(0224) 404 00 87