DENTPLUS

BLOG



BeamBrush.jpg
20/Ara/2014

Hiç mobil cihazlarla diş fırçalarını aynı araştırmaya dahil etmeyi ya da bu iki tamamen farklı ürünün satış oranlarını karşılaştırmayı düşündünüz mü bilmiyorum ama, bunu 60SecondMarketer yazarlarından Nicole Hall bizler için yapmış.

Yazıyı detaylı okuduğunuzda, bu konuda yapılan satışların gerçek değerlerine ulaşmak için ne denli çaba sarf ettiğini de daha yakından görebiliyorsunuz.

Yaptığı araştırmanın sonuçları fütüristik açından doğru incelendiğinde ise bizler ve geleceğin dünyası için bazı önemli bilgiler içermekte. Dünya nüfusuna oranla oldukça penetre yapıda olan bu iki farklı ürünün en büyük ortak özelliği için kişisel yani kişiye özel olması.

beambrush2Cep telefonu ve diş fırçası satışlarını inceleyen bu araştırma sonucuna birkaç farklı açından bakıldığında geleceğin dünyasını bugünden şekillendirmeye başlayan “Gamification” yani oyunsallaştırma kavramı için önemli bir birlikteliğe uygun alt yapı görmek mümkün.

Özetle gündelik hayatta yapmamız gereken ve yaparken zorlandığımız / sıkıldığımız her şeyi yeni teknolojik imkanlarla yeniden dizayn edip, bir şekilde oyunsallaştırarak daha kolay ve zevkli hale getirmek mantığıyla ortaya atılan “oyunsallaştırma” mantığı bu iki farklı ürün içinde güzel bir ortak alt yapı sağlıyor.

Beam Technologies adı altında kurulan şirket ürettiği özel bir diş fırçasıyla çalışmalarını bu alanda sürdürmeye ve diş fırçalarını bluetooth üzerinden cep telefonu uygulamalarıyla haberleştirerek, çocukların yaparken en sıkıldığı diş fırçalama faaliyetini bir oyun haline dönüştürmeyi kendisine hedef olarak seçiyor.

Geliştirilen konsept uygulama ile yapılan diş fırçalama faaliyetine göre bir analiz sonucu sunan ve rakiplerinizi geçmeniz (diğer çocukları) hatta kendinizle yarışmanız için bazı değerleri size sunan şirketin sunduğu yenilik basında yer aldığı kadarıyla da sağlık alanında ortaya çıkabilecek güzel oyunsallaştırma örneklerinden.

Kaynak 


dentist_checkup.png
08/Kas/2014

checkup3Bu ay sizlere dişlerimiz için check up neden yaptırmalıyız, erken tanının kişilere faydası ve tedavi kolaylıklarından bahsetmek istiyorum.

Sağlıklı bir bireyde, sağlığın korunması, hastalık risklerinin ortaya çıkarılması adına sağlık taraması uygulamak çok önemlidir. Modern Tıp’ta amaç; hastalık ortaya çıkmadan önce gerekli önlemleri almak ve dolayısıyla kişinin sağlıklı kalmasını sağlamaktır.

Chek-up nedir ?

Dilimize yerleşmiş bu terim, kişisel sağlık taraması manasına gelmektedir. Check-up’ın belli dönemlerde yaptırılması, hastalıkların erken tanı ve dolayısıyla tedavisinde kolaylık sağladığını söyleyebilirm. Yıllık check-uplar kişinin hiçbir şikayetinin olmaması halinde bile hastalıkların erken dönemde yakalanmasına ve şikayet boyutuna gelmeden tedavinin erken başlayarak tam bir iyileşme sağlamada çok başarılı sonuçlara sebep olur. Ve sağlıklı durum kişi için devam eder.

Sağlığınız değerlidir… Onu yaşamın akışında şansa bırakmayın…

Periyodik kontroller çok önemlidir. Çünkü; bazen kişi hastalığının farkına varamayabilir ve hiçbir şikayeti yoktur. Ama hastalıklarımızı bilmemek, bunun olmadığı anlamına asla gelmez ve bu gerçeği ne yazık ki değiştiremez. Kontrol sırasında doktorunuz sağlık geçmişini tanımlayabilir ve bu da geleceğimizde ki sağlığın göstergesi olabilir.

Yıllık check-up’ların mümkünse aynı doktor veya doktorlar tarafından gerçekleştirilmesi daha faydalıdır. Bu sayede doktorunuz geçmiş muayenelere göre sizi değerlendirebilir ve güncel durumunuzla sağlığınızı kıyaslayabilir. Genel sağlık kontrolü ailesel risk faktörüne göre önerilen uygulama tekrar süresi değişebilir. Ama bunun dışında kişini genel anlamda yılda iki defa diş hekimine görünmesi yeterli olacaktır.

 İş işten geçmeden…

Dişlere düzenli chek-up yapılması neden önemlidir?

Oluşabilecek diş çürükleri erken saffada tedavi edilir ve basit dolgularla dişleriniz uzun yıllar sağlıklı kullanılır. Diş eti hastalıkları erken saffada teşhis edilir, böylelikle çene kemeğinin erimesi ile karakterize olan diş eti hastalığı çok erken bir saffada tedavi edilerek dişlerinizin yaşam boyu ağızda kalması sağlanır.


agiz_kalp.jpg
08/Kas/2014

Araştırmacılar, yıllardır ağız sağlığının kalp hastalıkları üzerinde ki etkileri için çalışmalar yapmaktadır. Dişler üzerinde yapılan işlemler sırasında kana karışan ağızda ki bakterilerin, mitral kapak hastalığı ve kalp hastalığı olan kişilerde ciddi enfeksiyon riskine sahip olduğu bilinmektedir.

Kalp sağlığı göz önünde bulundurulduğunda, sağlıklı ağız ,hastalıklı ağız ve dişler ile ilgili yapılan bir takım çalışmalar , dişeti hastalıkları ile kalp hastalıkları arasında ki ilişkiyi ortaya koymuştur. Diş eti iltihabı, diş kaybı ve diğer ağız ve diş hastalıkları, koroner arter rahatsızlıkları, karotid arter de incelme ve diğer tip kalp hastalıklarının artmasında ciddi risk faktörü oluştururlar.

Pek çok  çalışmanın, dişeti hastalığı ile kalp hastalıkları arasında ki ilişkide vardıkları netice aşağıda belirtildiği gibidir….

*Diş eti hastalıkların tedavi edilmesiyle, ateroskleroz ve damar sertliğinde geri dönüşler gözlenmiştir.

*Diş eti hastalıkları nedeniyle bakterilere maruz kalan insanlarda,  görülme riskinde artış gözlemiştir.

Araştırmacılar, genel sağlık verilerini analiz ederek, kalp hastalıkları ile ağız diş sağlığı arasında ki ilişkiyi ortaya çıkarmıştır.

Dişeti hastalığı, kalp hastalığına mı sebep olur? Yoksa dişeti hastalığı ve buna bağlı diş kayıpları, insanların dişsizlik nedeniyle beslenme alışkanlıklarını mı değiştiriyor?

Bu sorulardan çıkarılacak tek gerçek vücutta etkilenen bir sistemin diğerini de etkilediğidir.

Ağız ve diş sağlığını koruyarak, kalbi korumanın beş yolu…

  • Sigarayı bırakın, sigarayı bırakmak sizi kalp damar hastalıklarından olduğu kadar dişeti problemlerinden ve diş taşı sıkıntısından korur. Ayrıca sigara ağız kanserine yol açabilir.
  • Diş aralarınızı her gün bir kez diş ipi ile temizleyerek sağlıklı dişetlerine sahip olabilirsiniz. Düzenli fırçalama ve diş ipi kulannımı ile dişeti iltihabının önüne geçebilirsiniz.
  • Florlu diş macunlarıyla her gün bir kere dişlerinizi fırçalayın. Bunun yanında her 3-4 ayda bir diş fırçanızı yenileyin.
  • Yılda iki kez diş hekimine giderek genel ağız muayenesi ve diş taşı temizliğini ihmal etmemeliyiz. Hekimin yapacağı temizlik, hastanın fırça ile temizleyemeyeceği diş taşlarını temizleyerek, hastayı diş eti hastalıklarından korur.
  • Akut eklem romatizması geçiren hastalar, yapay kalp kapakçığı taşıyan hastalar ve ya kalbinden operasyon geçirmiş hastalar, riskli hasta gurupları olduğundan ağızda yapılacak işlemler öncesi hastanın antibiyotik koruması altında olması lazımdır. Hekimin hastaya verdiği ilaçları düzenli kullanmak gerekmektedir. Hastanın kendisini iyi hissetmesiyle ilaç kulanımını bırakması çok tehlikelidir.

ORAL HEALTH and GENERAL HEALTH – Videoyu izlemek için tıklayınız.


08/Kas/2014

Bu ay sizlere her kadının en şanslı ve kendini özel hissettiği menopoz döneminde ki ağız ve diş sağlığı ile ilişiğinden bahsetmek istedim. Bu dönemde; ağızımızın içinde bazı değişiklikler yaşanabilir. Bilinçli ve kontrollü yaşarsak, bu süreci de en kaliteli şekilde atlatabiliriz.

Hamilelik, puberte, menopoz, mensturasyon gibi hormonal değişikliklerin yoğun olduğu dönemlerde ağız hijyeninize ayrıca özen göstermeniz gerekmektedir. Diş etleriniz bu dönemlerde daha hassas olur. Diş eti hastalığına yatkınlık artar. Menopoz bir  kadının hayatının doğal evrelerinden biridir ve adet kanamalarının durması olarak da açıklanabilen menopoz kadınlarda bir dizi metabolotik değişiklerle sonuçlanır.

Bu değişimlerden başlıcaları ; aşırı terleme, sıcak basması, uykusuzluk, sinirlilik, ciltte gerginlik, saç dökülmesi, osteoporoz (kemik erimesi) ve kalp rahatsızlıklarında artış riski olarak sıralanabilir. Bu dönemde ağız kavitemiz ve dişeti dokumuzda da pek çok değişimler ve problemler ortaya çıkabilmektedir.

Menopoz döneminde ağızda yanma hissi, tat değişiklikleri, tükürük akışında azalma ve buna bağlı ağız kuruluğu, sıcak ve soğuk yiyeceklerde hassasiyet artışı en sık görülen değişimlerdir. Bu dönemde  osteoporoz yani kemik erimesinin, çene kemiğini de etkilemesi sonucu çene kemiği ve dişleri çevreleyen kemik dokusunda erime ve kayıplar ortaya çıkar

Menopoz öncesi ortaya çıkan ve ağız bölgesinin de bağışıklık sistemini etkileyen premenopozal (menopoz öncesi) döneme diş ve dişeti rahatsızlıkları ile girmek bağışıklık sistemi zayıfladığı, tükürük akışının azalıp tükürüğün mekanik temizleme özelliği de azaldığı için, dişeti enfeksiyonu ve dişlerde çürük riskini artırır,ve zaten var olan   problemlerin de hızlı ilerlemesine neden olur.

Bu durumlardan en az etkilenmek için  menopoz öncesinde mutlaka diş ve dişeti tedavileri yaptırılmalı düzenli diş hekimi kontrolü ile ağız sağlığının devamı sağlanmalıdır.

Menopoz döneminde kadın hastalıkları uzmanın uyguladığı hormon yerine koyma tedavileri tüm vücuttaki ve ağız içindeki şikâyetlerin azaltılmasında ve giderilmesinde önemli rol oynar.  Tükürük akışının azalması ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ağız kuruluğunun tedavisi için tükürük akışını artırıcı ilaçlar ya da yapay tükürük preparatları hekim tarafından önerilebilir. Tükürük akışını uyaran gıdaları fazlaca tüketmek ve bol su içmek de fayda sağlayacaktır. Hormonal değişimler sonucu B vitamini eksikliği ve vücut direnci düşüklüğüne balı olarak bu dönemde ağız yaralarında (aftlar) artış görülebilir. Bu durumda gerekli tetkikler yapılıp vitamin ya da çinko eksikliği mevcut ise takviye edilmelidir.

Unutulmamalıdır ki  menopoz döneminde  genel sağlık etkilendiği gibi   ağız ve diş sağlığı da büyük ölçüde etkilenmektedir. Bu dönemde  görülebilecek sorunları  minumun düzeyde tutmak ve rahat bir şekilde atlatmak için diş hekimine yapılacak düzenli ziyaretler önemli rol oynamaktadır.

Dr. Dt. Deniz Noyun


dişçi_korkusu.jpg
21/Eki/2014

Diş ve ağız bakımının önemi gün geçtikçe önem kazanıyor. Güzel gülüşlere sahip olmak isteyen, ağız sağlığının önemini bilen ve bilinçaltlarında yer alan diş hekimi fobisini kırmak için mücadele etmeyi seçmeliler. Teknolojik imkanların gelişmesi, fiziki mekanların daha iyi olması ile diş hekimleri artık daha sevimli ve az korkunç olmaktadırlar. Korkuların nedenleri ve giderilmesi konusunda hem hastaların, hem de hekimlerin neler yapması gerektiğinden bahsedelim.

Türkiye’de çocukların % 80-90’nı diş hekiminden korkuyor.Bunun sebebi…

Anne babalardan duyulan yanlış ve eski tecrübeler, doktor ve iğne olma fobisi, bilgisizlik, diş hekimi muayenehanesinde karşılaşılan sesli ve çocuğun daha önceden görmediği ve kendine zarar verebileceğini düşündüğü bir takım cihazlar, güvensizlik, sayabileceğimiz çocukların diş hekimi korkusu nedenlerinden birkaçıdır.

Bu oran dünya üzerindeki yetişkinlerde % 10 seviyelerinde. Demek ki sadece çocuklarla ilgili değil…

Erişkinin daha önce ki yıllarda yaşadığı kötü deneyimler, kulaktan dolma yanlış bilgiler, söylentiler, teknik donanım ve çalışma yöntemlerinin bilinmemesi ve yıllık ağız kontrollerinin yapılmaması nedeniyle takip edilememesi, yetişkinlerin de korkularını yenemediklerini göstermektedir.

Yaşanan bu korkuların altında eskiden zor imkanlarla yapılıyor olmasının da rolü vardır…

Diş muayenehane donanımları, hastada sağlanan tam bir uyuşma, hastanın tedavisinde teknik donanım örneğin çok daha hızlı devir sayısı ile çalışan gelişmiş cihazlar, röntgen tetkikleri, ağız içi kameralar eskiden var olmayan teknik donanımlardı. Zorluklar ve imkansızlıklar içinde yapılan hizmetler korku sebebi olmuş olabilir.

Diş hekimi korkusu;  yaşayan bazı kimselerde kalp çarpıntısı ve mide bulantısı gibi fiziksel etkiler görülüyor. Bunu hekim; fark ederek desteklemek zorundadır…

Hekim ve ekibi, hastası fazla korkuyorsa onu rahatlatmak ve desteklemek için zaman ayırmak zorundadır. Hastanın yüz ifadesinden, kurduğu iletişim eksikliğinden, ondaki fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar kolayca gözlenir.

Kişide çarpıntı veya tansiyon yükselmesi önceden fark edilmelidir…

Hastanın alınan anemnezinde daha önceden kronik bir tansiyon hastası olup olmadığı sorgulanır. Gerekli görülürse doktoru ile kontak kurulur. Sürekli aldığı bir tansiyon ilacı varsa o gün alıp almadığı sorulup, sadece o anda korkuya bağlı bir tansiyon artışı ise hastayı konuşarak ikna ve rahatlama sonrası tedaviye başlarız. Eğer hala yüksek tansiyon tespit edilirse bu bir tanışma seansı olarak kabul edilir ve tedavi bir sonraki seansa ertelenebilir.

Gelen kişilere yaşadıkları korkunun aslında gereksiz bir korku olduğunu anlamalarını sağlamak gerekmektedir…

Hasta tedavisine başlamada diş hekimi ona gererken güveni verebilmişse hastaya yapılan ilk müdahale sonunda; bu bir çocukta olabilir, hasta artık diş tedavisinin hiçte korkulacak bir olay olmadığını bilmektedir. İyi bir uyuşma sonrasında ağrı, acı duymadığını anladığında artık doktoruna tam olarak teslim olur ve koltuğa bir sonra ki seans artık daha rahat oturur. Bir diş hekimi, hastalarıyla güvene dayalı bir ilişki geliştirmek için mizah duygusunun önemli olduğunu bilir.

Her ne sebeple olsun ihtiyaç olduğu halde kaçışlar aslında durumu zorlaştırır…

dişçi_korkusu2Diş Hekiminden kaçış olayı ertelemek tek seansta halledilebilecek basit bir dolgu iken, daha çok vakit harcayarak maddi olarak da daha külfetli bir hale sokar. Arada,  tedavide gecikme yanda ki dişlere de sorunun yansımasına sebep olabilr.

Bu kaçışlarda genelde yanlış duyumların, abartılı anlatımların etkisi büyüktür…

Dostlarından ya da iş arkadaşlarından duyulan diş hekimiyle ilgili (dehşet) öyküleri, söylentiler diş hekimine gitme konusunda korku ve endişeleri arttırır. Hele bir de (tam uyuşmamıştım) şeklinde kötü bir deneyim yaşamışlarsa güvenlerini tamamen yitirirler.

Yanlış tecrübelerin de rolü de yok değildir…

Tam uyuşamama, hatalı restorasyonlar, kanal tedavisiyle ilgili yanlış bilgiler veya hatalı bir kanal tedavisinin seanslar boyu sürmesi, zor çıkarılan eski kronlar hastanın hafızasından pekte kolay silinemez.

Yanlış ve acı bir deneyim yaşayan kişi bu durumun üstesinden gelebilir…

Bu tamamen yeni karşılaşacağı, güven duyabileceği, onu rahatlatabilecek, destekleyecek, zaman ayırmaya uygun yeni bir hekimle tanışana kadar sürebilir.

O halde diş hekimi ile hastanın güven ilişkisi çok önemlidir…

Güven bu konuda ilk adımdır. Diğerleri arkadan gelecektir. Hasta doktoru nereye giderseniz gidin senelerce izleyecektir.

Doğru diş hekimi …

Dürüst, güvenilir, hasta psikolojisinden anlayan, deneyimli, hastaya yeterince zaman ayıran, günceli izleyen, insancıl, hijyen kuralarına uyan, teknik donanıma önem veren gibi özellikler… Daha da ilave edilebilir.

Tüm aile bireylerinin bir nevi aile hekimi gibi diş hekiminden de ortak hizmet almaları güven oluşturmada etkili olabilir…

 Aile hekimi gerekli gördüğü vakayı uzman bir diş hekimine de yönlendirerek hastanın en ideal tedaviyi görmesini sağlayabilir.

Eskiden korku üzerine kurulan kültürün üyeleri olarak “Yaramazlık yaparsan seni dişçiye götürürüm” gibi söylemleri sık duyardık. Bunlarda bilinçaltında korkuya neden oluyor…
Oluyor. Bu söylentiler hastanın kulağının bir yerlerinde hep kalıyor, ta ki güvenebileceği bir hekimle karşılaşana kadar…

Bu tür yanlış anlayışların gelişmesini önlemek bakımından ilk temasın, ilk randevunun önemi büyük olsa gerektir…

Hastayı kazanmak ve uzun yıllar devam eden birliktelikler o güne ve dopru tedavi uygulamasına bağlıdır.

Diş hekimi fobisi nedeniyle diş hekiminden  kaçan kişiler ileri boyutta  ağız ve diş sağlığı sorunları yaşayabilirler…

Çürükler, dişeti hastalıkları ki bu ilerde ciddi diş kayıplarına yol açabilir, diş taşları,gömük dişler, kırık resterasyonların yumuşak dokularda yol açacağı ağız içi yaralar gibi sorunlar yaşarlar.

Ağız ve diş temizliği konusu yeterince bilinip önem verilmelidir…

Ağız ve diş temizliği konusu; ülkemizde son derece ihmal edilen bir konu… Sağlıklı bir ağız için öncelikle kişi doğru temizlik nasıl yapılır, bilmeli ve uygulamalıdır…


alzeimer.jpg
23/Eyl/2014

Dişleri her gün en az iki kez fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın, Alzheimer riskini önemli oranda azalttığı ortaya çıkarıldı.

Sevgili okurlarım; Alzheimerın günümüzde çok önemli rolü olduğunu hepimiz biliyoruz.  Geçen ay; “Journal of Alzheimer’s Disease” dergisinde yayımlanan çalışmada İngiliz bilim adamları, periodontal (dişeti) hastalıkların Alzheimer riskini artırdığına dair kanıt buldu. Ve bu bilgileri sizlerle bu ay paylaşmak istedim…

İyi bir ağız hijyeni bireyin yaşam kalitesini önemli derecede etkiler, yetersiz oral hijyen ise ağrıya neden olur ve diş kaybına yol açabilir; yemeyi ve gülümsemeyi etkileyebilir.

Her 10 Alzheimer hastasından 4’ünün beyninde dişeti iltihabına neden olan Porphyromonas gingivalis bakterisine rastladıklarını belirten bilim adamları, kan dolaşımına karışan bakterinin kolayca beyne yerleşebildiğine ve sinir hücrelerinin zarar görmesine neden olduğuna dikkati çekti.

Araştırmacılar, katılımcılardan alınan kan örneklerinde bedenin P. gingivalis bakterisi ile savaşmak için ürettiği antikor düzeyini ölçtü. Antikor düzeyi yüksek olan kişilerin, Alzheimer’e yakalanma riskinin 9 kat daha fazla olduğu belirlendi.

Bakterinin beyindeki glial hücrelerinin iltihaplanmasına yol açarak Alzheimer riskini artırdığı sanılıyor.

Dişetlerinde kanama, kızarıklık, şişme ve hassasiyet gibi belirtilen gösteren dişeti iltihabı, diş kaybına neden oluyor.

Bilim adamları, dişeti iltihabını engellemek için dişlerin her gün en az iki kere iki dakikalığına fırçalanması, her gün en az bir kez diş ipi kullanılması, yılda en az iki kez diş hekimi kontrolünden geçilmesi ve sigaranın bırakılması gerektiğini belirtiyor.

İlk kez 1906 yılında Alman bilim adamı Alois Alzheimer tarafından tanımlanan ve 65 yaş üstü kişilerde beyin dokularında ağır hasara neden olan Alzheimer hastalığının hala etkili bir tedavisi bulunmuyor. Dünyada 30 milyondan fazla Alzheimer hastası olduğu tahmin ediliyor.

Dişlerin günlük bakımı

Demansın erken safhaları ;
Demanslı birey erken safhalarda dişlerini temizleyebilme kabiliyetine sahiptir. Ancak bireylerin bu konuda uyarılmaları ve denetlenmeleri gerekmektedir. Yardıma ihtiyaç duyduklarında fırça ve diş macunu verilerek ne yapacakları anlatılmalıdır.
El becerisi azaldıkça elektrikli diş fırçaları kullanılabilir.

Demansın sonraki safhaları

Demans ilerledikçe birey dişlerini temizleyebilme becerisini veya bu konuya ilgisini kaybedebilir. Diş hekimi veya oral hijyenist bir başka bireyin dişlerinin nasıl temizleneceği ile ilgili desteği ve rehberliği sağlayabilmektedir. Teknik daha çok bireyin ilgisine bağlıdır. Genellikle en kolay yöntem bireyin sandalyeye oturup bakıcısının arkaya geçmesiyle sağlanır. Bakıcı, hastanın vücudunu destekleyerek başını kollarının arasına alıp nemli bir fırça ve az miktarda macun kullanımı ile dişlerin temizliğini gerçekleştirir.

İlaçlar ve dental hastalık ;
Demanslı bireyler bazen antidepresan, sedatif ve antipsikotik ilaçlar kullanmaktadır. Bu ilaçların yan etkilerinden biri de ağız kuruluğudur. Bu, protezler ile ilgili rahatsızlık ve gevşemeyi de içeren sorunlara yol açabilir. Protez tutucuları ve yapay tükürük, protezleri ile ilgili problemleri olan bireylere yardımcı olabilir. Bu konuda bir diş hekiminden yardım alınabilir.

Tükürük yalnızca kayganlaştırıcı etkiye sahip değildir, aynı zamanda dişleri temizleyerek plak oluşumunu da önler. Eksikliği plak birikimine, diş eti hastalıklarına ve özellikle dişlerin boyun kısımlarında oluşan diş çürüklerine yol açmaktadır. Bu sorunlar dişlerin kırılmasına yol açar.

Dental tedavi ve demans

Demans ilerledikçe birey ;

• Dişlerini etkin bir şekilde temizleyememeye,
• Dişlerinin sürekli temiz tutulması gerektiğini anlamamaya,
• Özel dental tedavi ihtiyacını belirtememeye,
• Ağrıyı da içeren dental semptomları ifade edememeye,
• Tedavi hakkındaki karar verme sürecine dahil olamamaya,
• Tedaviyi onaylayıp onaylamadığını belirtememeye,
• Dental tedavinin olumlu sonuçlarını hissedememeye,
başlar.

Tedavinin planlanması

Diş hekimi, demanslı kişi, ailesi veya bakıcısı ile görüşerek en iyi tedavi planına karar verecektir.
Üzerinde durulması gereken konular şunlardır:

• Demanslı bireyin bağımsızlık düzeyi, kooperasyonu, bilinç ve fiziksel durumu
• Eğer varsa, ne tür semptomlar görüldüğü
• Tedaviye rızasının olup olmadığını ifade edebilirliği
Tüm bu sorunlar çözüldüğünde diş hekimi ne tür bir tedavi uygulayacağına karar verebilecektir. Kişinin düzenli olarak veya yılda bir kez görülmesine karar verilebilir.

Tedaviyi kabul etme

Demanslı bireye, dental tedavi ile ilgili karar verme veya verilen kararlara katılma fırsatı verilmesi önemlidir.
Diş hekimi, eğer gerekli ise basit terimler kullanarak, ne yapacağını ve neden yapacağını açıklamalıdır. Seçenekler sunulmalıdır, sorular evet veya hayır şeklinde yanıtlanmalıdır.

Dental tedavinin şekilleri

• Demansın erken safhaları
Demansın erken safhalarında dental bakımın birçok şekli uygulanabilir. Diş hekimi, demanslı kişinin ilerleyen evrelerde diş bakımını yapamayacağını göz önünde bulundurarak tedaviyi planlamalıdır. Kilit noktalardaki dişler belirlenip restore edilmelidir.
• Demansın ara safhaları
Bu zaman zarfında, demanslı bireyler sıkça fiziksel olarak sağlıklıdır ancak el becerilerini  kaybedilmiştir. Dental tedavide restorasyon planlamalarından ziyade başka dental sorunlardan korunmaya yönelik kararların alınması beklenir.
Dental tedavi için bazı kişilerde sedasyon veya genel anestezi gerekebilir. Karar bireyin kooperasyonu, dental tedavi ihtiyacı, genel sağlık ve sosyal destek gibi durumlar göz önünde bulundurularak verilir.
Demansın ilerlemiş safhaları
Demansın ilerlemiş safhalarında ise kişinin bilinci ciddi bir biçimde zarar görmüştür ve sıklıkla da güçsüz ve zayıftır.
Bu dönemde tedavi oral hastalıktan korunma, oral sağlığın devamı ve acil tedavi uygulamaları odaklıdır.

alzheimer4Protezin kullanılması

Demanslı bireylerde tanıdık olmayan çevrelerde protez kaybı yaygındır. Kayıp protezlerin yenilenmesinde problem yaşanabilir. Kişi uzun bir süredir protez kullanmıyorsa nasıl kullandığını unutabilir veya yeni proteze uyum sağlayamayabilir.

Ayrıca, kişi yeni protezler takılırken diş hekimi ile kooperasyon kuramayabilir. Bu tür bir durumda bakıcısının müdahalesi (elini tutma, konuşma) tek ihtiyaç duyduğu şey olabilmektedir. Kooperasyon sınırlı ise gerçekçi davranılıp en azından estetik görünüş için yalnızca üst çene protez yapımı gibi bir çözüm tercih edilebilir. Nihayetinde, bir çok demans hastası eskiden problem yaşamadan protez kullanmış olsalar bile ağızlarındaki proteze tahammül edemedikleri bir noktaya gelmektedir.


saglıklı_dişler.jpg
23/Eyl/2014

Sağlıkla gelen güzellik…

Günümüzde kişinin dişlerini doğal haliyle sağlıklı ve estetik bir şekilde muhafaza edebilmesi mümkündür. Bu durum, iyi bir ağız bakımı ve sonucunda elde edilen  iyi ağız hijyeni, çürüğe karşı koruyucu bir önlem olarak florlu macunlar ve ağız gargaralarının kullanımı ve gelişmiş restoratif materyal ve teknikler aracılığıyla sağlıksız dişlerin doğala en yakın şekilde restorasyonu ile elde edilir.

Rutin diş hekimi muayenesi ülkemizde çok yaygın değildir. Bu sebeple erken dönemde teşhis edilemeyen bir çok ufak problem büyüyerek çözümü zor ya da imkansız hale gelmektedir. Estetik beklenti ile kişinin bir diş hekimine başvurmasıyla hekim bir çok problemi teşhis edip tedavi sürecine başlatabilir.

Dişhekimine bir diş ağrısı ya da şişmiş bir yüz gibi acil bir durum nedeniyle gidildiği dönemler çok eski değildir. Dişhekimi ziyaretleri sadece gereklilik nedeniyle gerçekleştirilmekte idi. Çoğunlukla bu ziyaretler sonrasındaki işlemler büyük restoratif çözümleri içeriyordu. Bunun aksine, dişhekimliğinde ki son gelişmeler bu ziyaretleri “isteğe bağlı” tedavilere dönüştürmüştür.

Estetik beklentiler, eskiden çok korkulan diş hekimi koltuğuna oturmayı, daha kabul edilebilir hale getirmiştir. Estetik dişhekimliği, birçok dişhekimi ve hasta için tamamen yeni bir dünya yaratmış ve yüzlerce, binlerce insanın yaşamını olumlu yönde etkilemiştir. Daha estetik ve güzel gülüşler birçok insanın psikolojisini ve sosyal yaşam kalitesini yükseltir. Benzer şekilde, günümüzde dişhekimliğinin; ağrı ve şişlik ile karakterize olan korkutucu imajı, az da olsa güzel gülümsemeler ve neşeli gülüşlerle gelişmiş ve estetik bir algılamaya dönüşmüştür.

Geçtiğimiz on yıl içerisinde, dişhekimlerinin tedavi protokollerinin büyük bir kısmı daha da fazla oranda estetik dişhekimliği uygulamaları içerir hale gelmiştir. Diş tedavisi ihtiyacı duyan bireylerin büyük bir çoğunluğunun aslında estetik yönden güzelleşmek arzusunda olduğu tahmin edilmektedir. “Güzel” olmanın “iyi” ve “başarılı” bir birey imajı yarattığı estetiğe önem veren bir toplumda, bireyler dişlerini, dolayısıyla dış görünümlerini daha da güzelleştirmek için kaynak ayırmaya hazırdır. İstenen sonucu elde etmek için beyazlatma, kompozit ve porselen laminat venerler gibi rutin işlemler yeterli olabilecektir.

Teknolojik gelişmeler sayesinde günümüzde bir hastanın görünüm ve gülüşünü hem sağlık hem de fonksiyon açısından konservatif yöntemlerle daha da iyileştirmek ve güçlendirmek mümkündür.

Kısaca; estetik diş hekimliği kişiye sağlıklı ve fonksyonel bir ağız yapısını, kişinin ve çevresinin estetik beklentisine uygun şekilde vermektir. Estetik diş hekimliği yaklaşımı; mümkün olan en doğal görünümlü diş dizisini,en sağlıklı ve fonksiyonel şekilde kişiye sunmaktır.Bütün bu amaçlar, günümüz teknolojisi sayesinde kullanılan materyaller ve tekniklerde ki gelişmeler sayesinde, artık mümkündür.

Dr. Fuat Noyun

Çene Yüz Protez Uzmanı

 

 


prebiyotikveagizsaglığı.jpg
09/Tem/2014

İnsanlarda, en sık görülen enfeksiyonların bir bölümünü oral enfeksiyonlar oluşturur. Antimikrobiyal ilaç direnciyle ilgili artan global problemden dolayı, bu enfeksiyonların önlenmesinde alternatif yollar araştırılmaktadır. Zararsız bakterileri kullanarak patojen mikroorganizmaları ortadan kaldıran bakteriyoterapi, enfeksiyonlarla savaşmak için alternatif ve umut verici bir yöntemdir.

 Bu amaçla; probiyotikler mikrobiyal ekolojik değişim yaratarak dental hastalıklar dahil birçok enfeksiyon hastalığı önlemede kullanılmaya başlamıştır.

Başta; intestinal bakteriyal florayı dengeleyerek sağlığa yararlı olan bakterileri şeklinde tanımlanan probiyotikler, etki mekanizmalarında ki çeşitliliğin aydınlığa kavuşturulmasıyla uygun değerlerde alındığında dişe fayda sağlayan canlı mikrto organizmalar olarak tanımlanmaya başlamıştır. Doğal florada bulunan bu bakteriler, antimikrobiyal maddeler üreterek, asite ve safraya karşı koyarlar. İnsan sağlığına faydalı olabilmeleri için, intestinal geçiş boyunca canlı kalmaları ve intestinal mukozaya yapışmaları gerekmektedir.

Probiyotik olan bakterileri sağlığı etkilediği inanışı 20. Yüzyılın başlarına dayanmaktadır. 1907 Ukrayna doğumlu biyolojist Elie Metchnikoff, Bulgar halkının diğer uluslarda daha uzun yaşadığını rapor etmiş ve bunun sebebinin canlı bakteri içeren süt ürünleri alımı olduğunu bildirmiştir.

Yunanca ‘Yaşam İçin’; anlamına gelen probiyotik, antibiotik terimine zıt anlamına gelmektedir…

 Günümüzde probiyotikler, gastronomide başarıyla kullanılmaktadır. Aynı zamanda, alerjiyi de hafiflettiği bilinmektedir. Son deneysel çalışmaların sonuçlarında barsak bakterileri için yararlı etkilerinin olduğu gözlenmiştir. Latik asit bakterilerinin; hayvan ve insanları kanser mikrobiyal enfeksiyonlara karşı koruduğuna dair raporlar bulunmaktadır.

Probiyotiklerin etkisi…

Probiyotiklerin etkilerine dair, çok çeşitli fikirler sürülmüştür. Bu mekanizma gastrointestinal çalışmalardan yola çıkmıştır. Ağız bölgesi; gastrointestinal sistemin ilk bölümünü oluşturduğu için, probiyotiklerin ağızda da daha etkili olabileceği düşünülebilir… Ancak bu konu ile ilgili daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir.

Probiyotik ürünleri dört gruba ayrılır…

1. İçecek ve yiyceceklere eklenen kültür konsantresi olarak (meyva suyu)

2. Prebiyotik liflere inoküle edilerek,

3. Süt ürünlerine inoküle edilerek (süt ve sütlü yiyecekler, yoğurt, ayran, peynir, kefir, bio içecek     gibi günlük ürünler)

4. Takviye tabletler

 

Probiyotik kullanımının kişiye yararları…

  1. Enfeksiyöz hastalılkara karşı direnç gelişimi,
  2. Laktoz intileransını azaltma
  3. Barsak enfeksiyonlarını, gastritis, vajinal ve ürogenital enfeksiyonları önleme,
  4. Kan basıncının redüksüyonu, hipertansiyonun düzenlenmesi
  5. Alerji ve solunumla ilgili enfeksiyonların redüksiyonu
  6. Kemoterapinin yan etkilerine karşı direnç gelişimi ve kolon kanseri riskinde azalma

Probiyotikler ve ağız sağlığı..

Probiyotik bakterilerin ağız sağlığı  rolü ve etkileri hakkında çok az çalışma vardır.

Dental plak ve tükürük değerine bakıldığında probiyotik sütün çocukların diş çürümesi ile ilgili konulardan koruduğu gözlenilmiştir.

 

Ağız sağlığını geliştirmek için probiyotik alımının ideal bir yolu da peynir olabilir. Peynirin, genelde dental sağlığıa pozitif etkisinin olduğu gösterilmiştir. Peynir; diş minesinin gücünü arttırdığını, çürüğü önlediğini ve tükürükte ki mikrop seviyesini düşürdüğünü göstermiştir.

Antibiyotiklerin çok fazla kullanımı ve antimikrobiyal direncin gelişmesi ile artan problemlerle savaşmada probiyatikler yakın gelecekte daha önemli bir role sahip olacaklardır. Probiyotikler ağız mikrobiyolojisi ve ağız hastalıkları alanında yeni ve ilginç bir araştırma alanıdır. Bu kavram ağız sağlığını da içeren sağlık ve beslenme arasında ki ilişikiye yeni bir ışık tutmuştur. Bu konuda yapılacak geniş kapsamlı araştırmalar probiyotiklerin insan sağlığı üzerine daha farklı yararlarını da ortaya koyacaktır.


saglıklı.jpg
27/May/2014

Beslenme günlük yaşantımızda diş ve diş eti sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Bunun sebebi; hem beslenmenin ağız ve diş yoluyla yapılması, hem de beslenme sayesinde hücre dokularının sağlıklı olmasına neden olan besinlerin alınmasıdır.

İnsanların, sağlıklı yaşamaları, büyümeleri ve çoğalmaları için gerekli sentezleri organizmada yapılmayan, dışarıdan eser miktarda alınması gereken organik bileşiklere vitamin adı verilir.

İnsan da vitamin eksiklikleri yetersiz alış, barsak absorbsiyonununda ki bozukluk ya da alışa oranla ihtiyacın artması sonucu meydana gelmektedir.

Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak ikiye ayrılır;

A VİTAMİNİ: Yağda erir. Şalgam, ıspanak ve karnabahar gibi bitkilerin yeşil pigmentlerinde bulunur. A Vitaminin eksikliği osteoblast ve odontoblast aktivitesini azaltarak kemik ve diş büyümesini yavaşladır. Ağız kavitesi ve mukozasında keratinizasyon görülür. Tükrük sekresyonu azalır veya tamamen ortadan kalkar.

Ağız kuruluğu sonucunda diş etleri ve ağız mukozasında çatlamalar meydana gelir. Ağız sağlığına özen gösterilmediğinde mikroorganizmalar bu çatlaklara yerleşerek enfeksiyonlara neden olur. Bu nedenle ağız dokusunda meydana gelen iyileşmelerde gecikir.

A Vitaminin eksikliğinde: Kollejen liflerde dejenerasyon meydana gelir ve periodontal aralık genişler. Yine bu vitaminin eksikliğinde hipersementoz ve diş sürmesinde gecikme meydana gelebilir.

A Vitamininin fazlalığında: Hipervitaminozunda epitelde dejenerasyon, iyileşmede gecikme, osteoporosiz, alveol kemiğinde belirgin kemik rezorbsiyonları, deride pigmentasyon, soyulmalar ve kaşıntılar, menstürasyon bozuklukları meydana gelir.

D VİTAMİNİ: Kemiğin normal mineralizasyonunu sağlar. Büyüme çağındaki çocuklarda, gebelerde ve emzikli kadınlarda vitamin D’nin günlük dozu 400 UI’dır. Bu dozun büyük bir kısmı güneş ışınından sağlanmaktadır. Vitaminin kalsuyumdan ve bağırsaktan emilimi ile hizmet verir. Vitaminde kemik oluşumunda gereklidir.

Vitamin D’nin eksikliğinde: Çocuklarda reşitizme, erişkinlerde osteomalezi hastalığına neden olur.

E VİTAMİNİ: Soya fasulyesi, mısır, pamuk yağı, taze yeşillikler ve sebzelerde bulunur. Günlük gereksinme duyulan miktar 12-12 IU’dır. Yumurta ve ette de bulunur. Vitamin E bir antioksidantdır. Vitamin E hücre elemanları için esas olan oksidasyonu oksidasyonunun toksik ürünlerini önler. E vitaminin bulunduğu durumlarda eritrositlerin hidrojen peroksid içinde hemolize olmalarına karşı dirençleri artmıştır. Plasentadan vitamin E’nin geçişi sınırlıdır. Bebekler süt ile yeterli düzeyde E vitamini alabilirler.

E Vitaminin eksiliği: Hücre epitalinde dejerasyon meydana getirebilmektedir. E vitaminin eksikliğinde çocuklarda kas gelişiminde düzensizlik meydana getirir. Diş eti hastalığı olan kişilerde E vitamini uygulamasının iltihap olayını etkilemediği gözlenmiştir.

VİTAMİN K : Karaciğerde protrombin yapılmasında kullanılır. Yokluğunda kan ile ilgili belirtiler ortaya çıkar. Normal olarak barsaklarda bulunan bakteriler tarafından sentezlenir.

Vitaminin K eksikliğinde: Kanama pırtılaşma ile ilgili sorunlar ortaya çıktığından bu vitamin vücut için çok gereklidir.

SUDA ÇÖZÜLEN VİTAMİNLER

PRİDOSİN (Vitamin B6): Bira mayası, karaciğer, pirinç, kepek ve buğdayda, çeşitli sebzelerde bulunur.

Vitamin B6 eksikliğinde: Yetişkin bir kimsede çeşitli belirtiler ortaya çıkar. İlk gözlenen adele güçsüzlüğü, yorgunluk ve uykuya eğilimdir. Dudak, burun kıvrımlarında, göz etrafında, yanakların çevresinde alında, kulak arkasında ve ensenin aşağı kısımlarında seboreik dermatit görülür. Dilde ve ağızda iltihaplar çıkar. Dudak kenarında çatlaklar olur.

TİAMİN (Vitamin B1): Yeşil sebzeler, balık, et, meyve ve sütte, baklagillerde ve özellikle bezelyede bulunur. Yemek pişirme durumunda ısı 100 derecenin üzerine çıkarsa vitamin özelliğini yitirir. Soğukta ve dondurularak saklanan yiyecekler B1 vitamini yönünden kayba uğramazlar. Yetişkin bir insan günde bir miligram Tiamin’e ihtiyaç duyar. Tiamin vücutta karbonhidrat metobolizması için gereklidir.

Dr. Dt. Deniz Noyun 

Diş Eti Hastalıkları Uzmanı


dis_hekimi_6.jpg
06/Nis/2014

DİŞ AĞRISI

Diş ağrıları diş hekimlerine gitmek için en önemli nedenlerimizden biridir. Diş ağrısının pek çok sebebi olmaktadır. Çürük kaynaklı olabileceği gibi diş eti hastalığı ve diş sıkması gibi pek çok sebepten kaynaklanabilir. Basit bir diş ağrısı bile önemli sonuçlar doğurabileceğinden ağrıyı hissetiğimiz anda hekime başvurmak, olayı başından basitçe çözmemizi sağlar.

ÇENE AĞRISI

Çene ağrısı, ciddi bir diş ağrısının sonucu olabileceği gibi diş gıcırdatma, sinüs problemleri ve temporomandibular ekleme bağlı olan problemler sebebiyle olabilir. Bu noktada diş hekimine gitmek çok önemlidir. Çünkü diş hekiminin kapsamlı muayenesi sonucunda çene ağrınız diş ve çene eklemi kaynaklı değilse diş hekiminiz sizi kulak burun boğaz uzmanı veya nörolog gibi uzmanlara yönlendirecektir.

KÖTÜ AĞIZ KOKUSU

Geçici ağız kokusu yediğimiz ve içtiğimiz gıdalar sonucunda oluşabilir. Fakat fırçalamamıza rağmen geçmeyen ağız kokusu diş hekimine gitme sebeplerimizden bir tanesidir. Çoğu zaman, diş yüzeyleri, dişler arasında ve dil yüEyinde kalan yiyecek artıkları sebebiyle oluşmaktadır. Düzenli fırçalama ve ip kullanımı ile geçmektedir. Ancak ilerlemiş diş eti hastalığının sebebi ile oluşan deriş diş eti ceplerinde fırçalama ve ip kullanıı sınırlı kaldığında ağız kokusu tamamiyle önlenememektedir. Bu sebeple, mutlaka hekime danışılmalıdır. Bazı zamanlarda, ağız kokusu bademcik taşları denen oluşumlar ve mide kaynaklı da oluşabilmektedir. Diş hekimi, dişsel kaynaklı önlemi aldıktan sonra koku hala geçmiyorsa sizi konunun uzmanına yönlendirecektir.

KANAYAN DİŞ ETLERİ

Diş eti kanaması, diş etinin basit bir iltihabı olan gingivitis veyadaha ilerlemiş olan  periodontotis sebebiyle olabilir. Kanayan diş etleri hiçbir zaman normal değildir. Mutlaka hekime danışılması gerekir.

DİŞ HASSASİYETİ

Diş hassasiyeti, diş eti çekilmesi ile oluşabileceği gibi dişlerimizde ki minesinde ki çatlaklar sonucunda oluşabilmektedir. Burada ki önemli nokta, hassasiyetin neden kaynaklandığını bilmektir. Bu konuda mutlaka hekime danışılmalıdır.

DİŞLERDEKİ YER DEĞİŞTİRME

Dişlerde meydana gelen aralanma, uzama ve yer değiştirme kısaca eski görünümüzün değişmesi ilerlemiş diş eti hastalığnın ve buna bağlı çene kemiği kaybının göstergesi olabilir. Mutlaka ve mutlaka hekime danışılmalıdır.








DENTPLUS GEÇİT


Ahmet Yesevi Mah. Piknik Cad.
        Hasat Sk. Üründül Plaza K:1 Kapı No : 2
        No: 11 – 12 Nilüfer / BURSA


info@dentplus.com.tr

(0224) 404 00 87