DENTPLUS

BLOG



implant2.jpg
28/Haz/2015

Diş hekimliğinde  40 yılı aşkın geçmişi olan implantlar,  üretilen malzeme ve dizaynda ki değişime ve gelişime ek olarak cerrahi ve protetik tedavi planlamalarında uygulanan yeni kolaylıklarla diş hekimliğinin rutin kullanımına girmiştir.  Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ışığında  ağızda yaşam süresinin uzaması ile  implantlar farklı diş hekimliği uzmanlık alanlarında   ( protez, periodontoloji, oral cerrahi, endodonti ve ortodonti) önemli bir tedavi alternatifi olmuştur.

İmplantlar genelde  titanyumdan  yapılır. Çene kemiğinin içerisine, diş kökünü taklit edecek şekilde, anatomik yapılarının izin verdiği ölçüde yerleştrilir. İyileşme sürecinin sonunda, yapılacak protezin tipine göre firmalar tarafından üretilen titanyum üst yapı parçaları monte edilerek hastaların ihitiyacı olan farklı protez planlamaları uygulanır.

İmplantın başarısı, uygulanan  implant  kalitesine, hekimin cerrahi el becerisine, cerrahi öncesi ve sonrası planlamaya bağlı olduğu kadar; üzerine yapılacak protezin planlamasına da aynı oranda bağlıdır. Cerrahi olarak doğru yapılmış başarılı bir implant dahi; kötü planlanmış ve kötü uygulanmış bir protez ile çok çabuk kaybedilebilir. Bu başarı aynı zamanda hastanın cerrahi ve protetik uygulamalar sonrasında ki ağız hijyenine ve bakımına gösterdiği önemle de direk ilişkilidir.

İmplantların kullanıldıkları endikasyonlara göre farklı avantajları vardır. Tek diş eksikliği olan hastalarda konvansiyonel olarak iki sağlanm diş keserek yapılan köprü uygulamalarına çok iyi bir alternatif olup bu sayede sağlam komşu iki dişe müdahele etmeden o boşluğu sabit bir dişle doldurma imkanı sağlar.

Alt üst tek taraflı diş eksikliklerinde eksikliğin genişliğine bağlı olarak iki ve ya üç implant yapılarak yine hastanın diğer sağlam dişlerine müdahale etmeden ve hareketli bir protez yerine sabit bir protezin konforunu yaşaması sağlanabilir.

Total, tam dişsiz hastalarda yine kemiğin yeterliliğine bağlı olarak altı sekiz implant ile sabit bir protez veya kemiğin yetersiz olduğu durumlarda  iki dört implant ile hareketli implant üstü protez planlanarak hastanın konforlu bir şekilde günlük fonksiyonlarını kullanması sağlanabilir.Dentplus, İmplant merkezimiz de hastanın ağız yapısı doğrultusunda tedavi seçenekleri uygulanmaktadır.

 Alt ve üst çene kemikleri, diş çekimlerinden sonra doğal bir kayba uğrarlar. Bu kaybı geleneksel protezlerle (köpkü, damak) önlemek mümkün değildir. Ancak, diş çekilen bölgelere uygun ve doğru yapılacak implant o bölgede ki kemiğin kaybını önleyerek, kemiğin aynı seviyede kalmasını sağlar. Özetle, günümüzde  diş hekimliğinde kullanılan en ileri teknoloji ürünü olan  implantlar çoğunluk vakada lüks değil, ihtiyaç ve gereklilik olmuştur. Hastaların hem fonksiyonel, hem estetik, hem de ağız sağlık seviyelerini yükselten implant uygulamaları  artık rutin bir kullanımla diş tedavi  hizmetlerinde yerini almaktadır.  Bursa 2014

Dr.Fuat NOYUN          

Çene Yüz Protez Uzmanı 


dis_hekimlerine_sorulan_sorular.png
24/Haz/2015

İmplantı olan biri MR çektirebilir mi ?

Dental implantların üretildiği malzeme olan titanyum , manyetik alan tepkisi olmayan bir malzemedir. Bu sebepten ötürü implantlarla MR çektirilmesinde hiç bir sakınca yoktur.

Diş Eti Hastalıklarının Genetik Yönü…

Yapılan araştırmalarda çıkan sonuca göre; diş eti hastalıklarında %30 oranında genetik bir etken vardır. Aynı zamanda ağız bakımının kötü olması ile dişeti hastalığının gelişme olasılığını da ciddi oranda etkiler. Ailede dişeti problemi olan bir kişi mutlaka diş eti hastalıkları uzmanına (periodontal uzman) a düzenli muayene olmalıdır.

En İyi Diş Fırçası Nasıl Seçilir?

En iyi diş fırçası aslında kişiye özgü seçilen fırçadır. En iyisi kişinin kendi dişleri ve çene yapını göre belirlenmiş olan fırçadır.

Bu nedenle diş fırçası seçerken bir diş hekiminden yardım alınmalıdır.

Çünkü iyi diş fırçası seçmenin çok fazla kriteri vardır. Bu yüzden bu kriterleri iyi analiz edebilecek bir diş hekimi tarafından doğru diş fırçası seçilmelidir.

Diş fırçası seçilirken;

  • Diş fırçasına özel hususlar,
  • Diş fırçasının sap kısmının ergonomisi,
  • Diş fırçasının kıllarının oturduğu baş kısmının boyutları,
  • Diş fırçasının kıllarının çapı,
  • Diş fırçasının kıllarının esnekliği,
  • Diş fırçasının kıllarının materyali,
  • Kişiye özgü hususlar,
  • Çene kemiğinin büyüklüğü ve asimetrik durumları,
  • Diş etinin yapısı, rengi,
  • Diş etinin miktarı özellikle yapışık diş eti miktarı,
  • Dişlerin yapısı özellikle mine tabakasının yapısı,
  • Dişlerin boyutları,
  • Dişlerin arasındaki ilişkileri, dişler arası mesafelerin fazla olması veya çok sıkışık olması,
  • Dişlerin yüzeyinin aşınmış olması veya dişler üzerinde çatlak olması,
  • Ağızda ki çürük miktarı veya dolgu sayısı,
  • Diş teli veya protez kullanımının olması,
  • Tükürüğün yapısı ve içerik özellikleri,
  • Kişinin kullandığı suyun içinde ki flour oranı,
  • Kişinin beslenme şekli,
  • Diş fırçalama sıklığı…

 

 

 

 

 

 

 


28/Şub/2014

Dental implant uygulamaları total ve parsiyel dişsiz ağızların protetik tedavilerinde yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Basarı oranlarının çoğu zaman yüksek olmasına rağmen komplikasyonlar, başarısızlıklar ve kayıplarla da karşılaşılabilmektedir. Bu kayıpların pek çoğu  periodontal hastalıklar (dişeti hastalıkları) ve hastanın yetersiz ağız bakımından kaynaklanmaktadır.

Günümüze kadar olan dönemde implantla iligili  dökümante edilmiş uzun süreli çalışmalarla klinik başarı oranının yüksek olduğunun ortaya konulması ile bu artışın hızla devam edeceği de görünen bir gerçekti rve implant tedavilerinin başarı oranı %90’larla ifade edilmektedir.Ancak bu rakam büyük bir oranı ifade etse de  / 10 luk bir başarısızlık da yatsınamaz bir rakamdır. İmplant tedavisi çoğu zaman birden fazla dişlerin eksik olduğu ağızlarda uygulanmaktadır. Bu noktada hastanın dişlerini neden kaybettiği çok büyük önem taşımaktadır. Hastalar çoğu zaman dişlerini periodontal hastalık sebebiyle kaybederler. Periodontal hastalığın başlıca sebebi mikrobiyal dental plak dediğimiz bakteri plağıdır ve bu plak binlerce zararlı bakteriyi barındırmaktadır. Bu noktada implant uygulancak hastanın periodontal hastalık geçmişi var ise ve hastalık tedavi edilmeden implant uygulamasına girilmiş ise bu implantaların  kaybedilme şansı çok yüksek olacaktır, çünkü ağızdaki bakteriyel ortam elimine edilmediği için bu ortam zamanla implantların çevre dokularına da zarar vermeye başlayacak ve bir süre sonra implant etrafındaki dişeti dokusunda daha sonrada implant etrafındaki kemik dokusunda harabiyet başlayacaktır.

Geç dönem implant başarısızlıkların bir bölümü aşırı okluzal yükleme sonucu ortaya çıkarken bir bölümü ise fonksiyonda olan implantın etrafındaki dokuları etkileyen iltihabi biyolojik komplikasyonlar nedeniyle görülmektedir. Çeşitli deneysel ve insan çalışmaları, geç dönem başarısızlıkların büyük bir bölümünü kapsayan peri-implant hastalıkların oluşumu ve gelişiminde mikrobiyal plağın önemli bir etyolojik faktör olduğunu göstermiştir. Bakteriyel kolonizasyonla oluşan iltihabi sürecin hemen hemen tümü yumuşak dokuda başlar Başlangıç dönemindeki bu enfeksiyona karşı gelişen konak cevabı olayı kontrol altına alamazsa implantın kemik yatağı etkilenmeye başlar.
Ağız boşluğunun mikrobiyal yükü ve patojen bakterilerin varlığı implant sağlığı için büyük bir risk taşır. İmplantlarm bakteriyel kontaminasyonunda ve mikroflorasının oluşmasında rezervuar olarak işlev gören periodontal cepler önemli bir yer tutar. İmplantlarm çevresindeki mikroflora ile periodontitis hikayesi olan parsiyel dişsiz ağızlardaki dişlerin mikroflorası, periodontal ceplerdeki periodontopa-tojenlerin implantlara ulaşmasıyla benzerdir. İmplantların ağız boşluğuna açılmasından 14-30 gün gibi kısa bir süre sonra periodontal patojenler implantlarm etrafında saptanabilmektedir. Periodontal probleme sahip parsiyel dişsiz hastalarda implantların uzun dönem iyi prognoza sahip olması halen tartışmalıdır. Periodontal dokuların sağlık durumu peri-implant dokuların sağlık durumunu etkilemektedir.

Periodontal hastalık nedeniyle diş kaybeden hastalarda peri-implantitis gelişme riskinin periodontal olarak sağlıklı bireylere göre 4-5 kat daha fazla olduğu gösterilmiştir.

Periodontal hastalık nedeniyle diş kaybı olan hastalarda implant tedavisinden önce enfeksiyon kontrolü amacıyla ümitsiz dişlerin çekimi, ağız hijyeninin sağlanması, diştaşı temizliği ve kök yüzeyi temizliği ve cerrahi işlemler yapılmalıdır Tedavi edilmemiş periodontal hastalık büyük bir risk faktörüdür ve peri-implant ve periodontal dokuların sağlığının korunması için düzenli bir idame programının uygulanması önem taşır. Bu yüzden yetersiz ağız hijyeni veya lokal enflamasyon varlığında implant tedavisinin uygulanmaması önerilmektedir.

Bir diğer önemli konuda ağız bakımıdır. Ağız bakımına özen göstermeyen kişilerde doğal diş kayıpları nasıl daha fazla ve erken olmaktaysa, implant kaybı da söz konusu olabilmektedir.
İmplantlar ile doğal dişler arasındaki benzerlik, implantları doğal diş gibi değerlendirmemize ve benimsememize daha çok yardımcı olacaktır.

İmplantların da doğal dişlerde olduğu gibi diş fırçaları ve diş iplikleri ile temizlenmesine ihtiyaç vardır. Aksi takdirde doğal dişlerdeki benzer olmsuzluklar, dişeti iltihapları  ve sonucunda da implant kayıpları söz kunusu olabilmektedir..


implant2.jpg
05/Oca/2014

İmplant, eksik diş ve dişlerin fonksiyon ve estetiğini yeniden kazandırmak için, çene kemiğine yerleştirilen titanyum bir vidadır. İmplant tedavisi, tek bir diş için yapılabileceği gibi, birden fazla diş veya bir proteze destek amaçlı da uygulanabilir. Dişlerini kaybetmiş bireylere ikinci bir şans sunan implantlar sayesinde, bireyler hem sağlıklarına hem de estetik, güzel bir ağız yapısına sahip olurlar.

Protez kullanan kişilerin bir bölümü, özellikle yemek yerken birçok sıkıntı çeker. Yapılan araştırmalara göre, protez kullanan kişilerin %29′u sadece yumuşak ve ezilmiş gıdalarla beslenirken, %50′si birçok besinden uzak durur. Hastaların % 17′ si de kendi dişleri ile daha etkili çiğnediklerini belirtmişlerdir. Total protez (Tüm damak) kullananların % 66′sı ise çiğnemede güçlük çektiklerini söylemişlerdir. Çiğnemede hissedilen zorluklarla birlikte sindirim sisteminde de bazı rahatsızlıklar görülebilir.

İmplant tedavisi ise, dilediğiniz zaman dilediğinizi yeme özgürlüğünü size sunmaktadır. Aynı zamanda implantlar kemik kaybını önlemekte de önemli rol oynar.

“ Bir diş kaybedildiğinde etrafındaki kemik dokusunda da kayıp olur. “

Kemik, yoğunluğunu ve formunu korumak için uyarıcıya ihtiyaç duyar. Çene kemiğiniz, dişlerin uyguladığı kuvvetle sürekli bir basınç altındadır. Diş, üzerine gelen kuvveti, kendisini çevreleyen kemiğe iletir. Dişin kaybıyla uyarıcı eksikliği sonucunda kemik kaybı yani “rezorpsiyon” oluşur. İmplantın yaratacağı uyarıcı etki ise dişin uyguladığı ile benzer olduğu için, kemik kaybını sadece implantlar önleyebilirler.

İMPLANT KİMLERE UYGULANIR ?                      

İmplantlar herkes için uygun olmayabilir. İyi bir genel sağlık durumunuz, sağlıklı dişetleriniz ve implantları desteklemek için çenenizdeki kemiğin yeterli olması gerekmektedir. Tedaviniz süresnce ve sonrasında düzenli kontroller gerektirmektedir ve iyi bir ağız hijyeni ile ağız sağlığına önem vermeyi gerektirmektedir.

Diş impantları için iyi bir aday olup olmadığınızı belirlemek için, implantoloji hakkında deneyimli bir dişhekiminin tavsiyesini aramak önemlidir. Dental implant prosedürü cerrahidir. Bu yüzden, özellikle bu konunun cerrahisinde deneyimli dişhekiminin tavsiyesini aramak önemlidir.

Aktif diyabet, kanser veya periodontal hastalık gibi bazı tıbbi durumlar, implant gerçekleştirilmeden önce tedavi gerektirebilir.

İmplant adayı olup olmadığınızı değerlendirmek için kemik yoğunluğunu ve miktarını belirlemenin gerekliliği kaydedilmelidir. Bazı durumlarda, eğer periodontal hastalığa bağlı kemik kaybı varsa implantlar tavsiye edilmeyebilir ve kemiğin yeniden oluşumu veya greftlemeye aday değilsinizdir. Bazı durumlarda, bir sentetik kemik, sığır kemiği veya kendi kemiğinizden türetilen kemik grefti implant için gereken desteği sağlamaktadır.

“Sigara ve immonusupresif kullanan kişilerde yüksek implant başarısızlık oranının meydana geldiğini kaydetmek önemlidir.”

[heading]Bursa İmplant [/heading]


diabetvediş.jpg
22/Ağu/2013

deniz_noyunSevgili okurlarım;

12 Ekim 2012 tarihinde katıldığım Cenevre’de ki diyabet ve dişetisağlığı konulu seminer bilgilerimi sizlerle paylaşmak istedim. Bu ay ki konumuzu toplumumuzu yakından ilgilendiren diyabet ve ağız sağlığı olsun istedim. Boston’da ki Joslin Diabetes Center Professional Education’ın Cenevre’de düzenlediği en son litaretürü aktarıyorum… Daha fazla bilgi almak için, tıklayın…

Diabetis Mellitus nedir?

Diyabetes Mellitus kan şekerinin kronik olarak yükselmesi ile birlikte insülün salgılanmasında ki bozukluk karakterize bir rahatsızlıktır.

Türk Nüfusunun  yaklaşık üçte biri ilerleyen yaşlarında bu hastalıktan etkilenmektedir.

Glisemik kontrolü olmayan kişilerin, diş eti hastalığına yakalanma insidansı iki üç kat daha fazladır …

Diş eti hastalığı nedir?

Diş eti hastalığı, biofilm denen ve içinde çok farklı ve çeşitli  bakterilerin bulunduğu kronik enfeksiyonel bir hastalıktır. Basit bir dişeti iltahıbıyla başlayıp kontrol edilmediği taktirde çene kemiğinin de yıkımıyla karekterize diş kaybıyla sonuçlanan ciddi sonuçları olan bir rahatsızlıktır. Diş eti hastalığı için  en önemli risk faktörleri, kötü ağız hijjeni, genetik yatkınlık, sigara kullanımı, obezite, stresli yaşam ve diyabettir.

Dişeti hastalığı ve diyabet arasında ki ilişki nedir?

Diyabet pek çok organı etkilediği gibi, ağız dokusunda da kontrol edilmediği taktirde ciddi bir harabiyet yaratmaktadır. Yüksek kan şekeri ve

insülin direnci diyabet hastalığının oluşmasında en önemli iki faktördür. Periodontal hastalık glisemik kontrolü olmayan kişilerde diyabetin bir sonucu olarak iki üç kat daha fazla görünmektedir. Aynı zamanda da periodontal hastalığa sahip kişilerinde glisemik kontrolü daha zor olmaktadır.

Ağız ve diş sağlığına dikkat eden kimse, diyabette kontrol sağlayabilir mi?

Son günlerde diyabetin ağız ve diş sağlığı üzerine etkisi aynı zamanda ağız diş sağlığının diyabetin kontrolüne etkisi araştırmacıların dikkatini çekmektedir. Bu konuda pek çok çalışmalar yapılmaktadır. Bu çift yönlü yaklaşım; her iki hastalığın tedavisinde önemli ve başarılı sonuçlar doğurmaktadır. Hatta son çalışmalar göstermektedir ki, oral hijjen eğitimine dikkat edilerek iyapılan diş eti tedavisi, glisemik kontrolü de kolaylaştırmaktadır.  Tabi hastanının beslenmesininde kontrollü olması gerekmektedir.

Diş eti hastalığının göstergeleri nelerdir?

Kırmızı, şiş, kanayan diş etleri diş kaybı, dişlerde sallanma, uzama, ayrılma, dişlerde sebepsiz hassasiyet, apse oluşumu, ağız kokusu, dişlerin etrafında çok miktarda plak ve diş taşı birikimi bu hastalığın göstergeleridir.

Aşağıda sunulan anket sorularının pek çoğuna evet diyorsanız bir diş hekimine görünmelisiniz.

  1. Diş etlerinizde problem olduğunu düşünüyor musunuz?
  2. Daha önce Diş eti hastalığı ile ilgili tedavi gördünüz mü?
  3. Dişlerinizde sebepsiz yere sallanma ve ya aralanma yada uzama oldu mu?
  4. Sebepsiz yere diş kaybınız odlumu?
  5. Son üç aydır, dişlerinizde yer değiştirme ve farklılık hissediyor musunuz?
  6. Diyabet hastası mısınız?
  7. 50 yaşın üzerinde misiniz?
  8. Daha önce hiç şeker tahlili yaptırdınız mı? İnsülün direnciniz mevcut mu?
  9. Kürdan kullanma ihtiyacı duyuyor musunuz?
  10. Sebepsiz yere diş eti kanaması oluyor mu?

 

Aşağıda ki sorulara pek çoğuna evet diyorsanız mutlaka bir endokronoloğa görülmelisiniz…

  1. Beden kitle endeksiniz 27 den fazla mı?
  2. 65 yaşından gencim, pasive ve hareketsiz bir yaşama sahibim.
  3. Ailemde diyabetli kişiler var.
  4.  Sık sık diş eti apsesi oluyor.
  5. Ağzımda beyaz beyaz lezyonlar mevcut.
  6. Kırmızı, şiş, kanamalı diş etlerine sahibim.
  7. Çok fazla ağız kuruluğum ve kokum oluyor.
  8. Ağzımda bir aseton tadı oluyor.

 

Beslenme ile dişeti hastalığı arasında ki ilişki nasıldır?

İyi dengeli ve kontrollü beslenme nasıl ki vücut salgımız için önemli ise ağız sağlığı açısından da önemlidir. Örneğin çok fazla karbonhidrat tüketen kişilerin plak olusumları daha fazla olacaktır. Bu plak dişler üzerinden iyi bir şekilde uzaklaştırılmadığı takdirde dişeti hastalığına zemin hazırlanacaktır veya dişeti hastalığı olan kişilerde hastalığın ilerleme hızını ve şiddetini arttıracaktır.. Aynı zamanda beslenme ile aldığımız vitaminler hem dişeti dokusunun daha sıkı sağlıklı bir yapı almasını sağlayacak hem de vücut direncini arttırarak hastalığa yakalanma riskini azaltacaktır.

Diabetli bir hastanın dişeti tedavisi nasıl olmalıdır?

Dişeti hastalığı erken döneminde başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Diabetik kişilerin tedavisinde en önemli faktör 6 aylık periyotlarla yapılan detaylı dişeti muaynesi ve temizliktir. Bu hastalara dişlerini günde en az iki kez düzenli fırçalamaları gerektiği, fırçalamayı takiben dişipi kullanımı ve eğer gereksinim hissediyorsa dişeti temizliğinin yılda 2 den de fazla yapılabileceği anlatılmalıdır.

Yirbirinci yüzyılda dişeti hatalığına sahip  tip 2 diyabetli kişilerin  tedavisinde, pek çok değişiklik olmuştur. Hastalığın tedavisi çok zor değildir ancak kronik olarak bu hastalığa maruz kalan kişilerin, bu hastalığın multi faktoriyel ve interdisipliner olarak, tedavi edilmesi ve anlaşılması, zaman almaktadır. Artık tedavide ağız sağlının sağlanması ve idamesi zorunlu basamaklardan biri haline gelmiştir.


diş_perisi.jpg
22/Ağu/2013

DrdeniznoyunDişler günde kaç kez bir fırçalanmalıdır?

İdealde üç kez denilse de, sabah ve özellikle akşam yatmadan önce vakit ayırarak yapılan bir ağız temizliği yeterlidir.

Bu ağız temizliği neleri kapsar?

Sadece fırçalama ile dişlerimizin ön, arka ve çiğneyici yüzeylerini temizleriz. Oysa dişlerin bir de ara yüzeyleri vardır. Ve asında yiyecek artıkları ara yüzeylerde çok daha fazla toplanmaktadır. Bu ara yüzeylerin mutlaka, bir ip veya ara fırça yardımıyla temizlenmesi gerekir. Aynı zamanda ağız tabanımızda bulunan bakterilerinde bir gargara yardımı ile dengelenmesi uygundur.

Manüel fırça ile elektrikli fırça arasında birbirleri üstünlükleri var mıdır?

Elektrikli diş fırçaları, manüel bir fırçadan daha bir üstün temizlik sağlamaz desek bile son yapılan çalışmalarda yeni nesil elektrikli diş fırçalarının plak temizlemede daha etkin olduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda engelli kişilerde, yaşlılarda, ortodonti braketi olan, fırçalama süresini ayarlayamayan, kişilerde avantaj sağlayabilir.

En iyi fırçalama tekniği hangisidir?

  •   Fırça yer düzlemi ile 45 derecelik açı yapacak şekilde dişler üzerine oturtulur.
  •   Dişetinden diş yüzeyine doğru yuvarlak ve dairesel hareketlerle her bir diş 10 defa olacak şekilde fırçalanır.
  •   Daha sonra bir diş boyu kaydırılarak tüm ağza dişlerin iç ve çiğneyici yüzeylerini de kapsayacak şekilde uygulanır

Fırça kılı sert mi yoksa yumuşak mı olmalıdır?

Genelde dış yüzeylerine erişim sağlamak için, fırça başı küçük olmalıdır. Fırça sapı uzun ve kalın, yumuşak ve yuvarlak sonlanan kıllar önerilmekte, medium ve sert kıllar kesinlikle önerilmemektir.

Fırçalama süresi ne kadar olmalıdır?

Önerilen süre 3-4 dakikadır. EGG- timer- kum saati zamanlama kontrolü için ideal olabilir.

Diş ipi kullanılmalı mıdır? Nasıl?

Ellerimize dolayabileceğimiz uzunlukta diş ipi koparmalı, iki diş arasında dişeti ile birleşiminden 0.5 mm içeriye girecek şekilde diş yüzeyinden aşağı doğru hareket ettirilmeli ve her bir diş yüzeyi bu şekilde temizlenmelidir. Dişeti operasyonu geçirmiş ve dişler arası boşluğu fazla olan kişiler ip + ara yüz fırçası kullanmalıdır.

Diş fırçamı ne kadar sıklıkta değiştirmeliyim?

  • Fırça kılları açılıp dağılmaya başladığı an…
  • Her üç aylık periyotta…
  • Enfeksiyona bağlı hastalık geçirildiğinde, hemen fırça değiştirilmelidir.

KILLARI ESKİMİŞ FIRÇA SAĞLIĞIMIZ İÇİN ASLA ETKİN DEĞİLDİR !

Ne kadar sıklıkta diş ipi kullan malıyım?

Günde en az bir kere. Diş ipi kullanımı 2-3 dakikadan az kesinlikle olmamalıdır.

Kürdan kullanımı güvenli midir?

Besinler diş eti arasına sıkıştığı acil durumlarda, yiyeceği iki diş arasından kurtarmak yararlı  için olabilir ya da kullanılabilinir. Ancak günlük kullanımda mutlaka diş ipi kullanılmalıdır.

Ağız duşu yararlı mıdır?

Ağız duşu asla diş fırçası veya diş ipi yerine kullanılmalıdır. Ancak ortodontik braketler ve diş fırçasının ulaşamadığı yerlerde kullanımı uygun olacaktır. Unutulmamalıdır ki ağız duşu plağı tam olarak kaldırmaz.

Gargara neye göre seçilmelidir?

Günlük kullanım, ağız kuruluğu, florur ihtiyacı, alkol olup olmaması, anti bakteriyel kapasitesi, ağrı kesici etkinliği önemlidir. Tüm bunlar hekim önerisinde seçilmelidir.

Kullanımı nasıl olmalıdır?

Gargara yaklaşık 30 saniye ağızda tutularak çalkalanmalıdır. Takiben, 10-15 dakika içinde hiç bir şey yenmemeli, sigara kesinlikle içilmemelidir.

   Dr. Dt. Deniz Noyun








DENTPLUS ÇEKİRGE


Zübeyde Hanım Cad. Halil Ayan
        Apt. K : 1 D:1 Çekirge / BURSA
        (Konur hastanesi Karşısı)


info@dentplus.com.tr

0 (224) 222 59 58 – 89

DENTPLUS GEÇİT


Ahmet Yesevi Mah. Piknik Cad.
        Hasat Sk. Üründül Plaza K:1 Kapı No : 2
        No: 11 – 12 Nilüfer / BURSA


info@dentplus.com.tr

(0224) 404 00 87