DENTPLUS

BLOG



estetik_dis_merkezi_bursa.jpg
24/Haz/2015

Estetik diş hekimliğinin popülaritesi arttıkça, daha fazla sayıda hasta estetik olmayan anterior diş dizsinin düzeltilmesi için çare aramaktadır. Çürük dişlerin basit biçimde restore edilmesiüzerinde odaklanmış olan ilgi, sağlıklı dişlerin görünümlerinin estetik yönden daha iyi hale getirilmesi için tedavi edilmesine yönelmiştir. Diş hekimliğine profosyonel yaklaşım süretle değişmiştir. Diş hekimliğinde kullanılan seramik ve yapıştırma materyallerinin gelişiminde ki ivmelenme, daha önce hayal bile edilemeyecek konservatif diş preparasyonları ve restoratif işlemleri mümkün hale getirmiştir. Bu yeni teknikler, diş hekiminin kozmetik yönden memnun edici sonuçlar elde etmesini sağlar. Güzel bir gülüşün hastalarımızın sosyal, psikilojik ve duygusal yaşamları üzerinde sahip olduğu olumlu etki, diş hekimlerini heyecanlandırmaktadır.

Estetik ve Fonksiyon

Estetik yaklaşımlarda hastanın kendine bakış açisi, kişiliği ve kişisel ilişkileri dikkate alınmalıdır. Ancak tüm bu faktörler değerlendirme ve tedavi planı içerisinde dahil edildiği zaman başarılı bir sonuç alabilmek mümkündür. Estetik ve kozmetik diş hekimliğinin Kapsamı o kadar geniştir ki; günümüzde dişlerin görünümü ile ilgili herşeyi içerisine almaktadır. Adeziv materyellerinde kaydedilen büyük gelişmeler neticesindediş hekimliğinin kapsamı sadece sağlık ve fonksiyon amaçlı uygulamalardan farklı olarak estetiği daha ön plana çıkaran bir diş hekimliği stiline ulaşmıştır. Ancak daha iyi bir estetik görünüm için çaba sarfederken, fonksiyon gereksinimlerinin dikkat alınması gerekliliği unutulmamalıdır. Sonuç olarak estetik diş hekimi, uyguladığı tedavinin estetik açısıdan memnun edici ve fonksiyonel olduğu kadar doku da olmasını sağlamak ile yükümlüdür. Estetik diş hekimliği, en saf haliyle diş hekimliği sanatıdır. Amaç fonksiyonu feda etmek değil, onu estetik tedaviler için temel olarak kullanmaktır. Diş hekimi dopal görünümlü, restoratif işlemler boyunca titizlikle kontrol edilmiş olan düzgün bir yumuşak doku mimarisi ile ahenk içerisinde bütünleşen restorasyonlar elde etmek için çaba sarfetmelidir.

Bu gereksinimler karşılandığında ve estetik ile fonsiyon arasında istenilen ilişki elde edildiğinde, hasta kendisini daha güzel hissedecektir. Dişin doğal morfolojik durumuna bağlı kalmak, başarılı estetik koşullarının ön koşuludur. Stomatognatik sistemin fonksiyonel mekanizmaları üzerinde yapılan araştırmalar, restoratif yaklaşımda iyi bir oklizyon ve ideal estetik sonuçkar elde edebilmek için diş morfolojisine sadık kalınması ve bir dizi değişkenlerin belirgin olmayan biçimde uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Restarasyonların uzun süre fonksiyon görürken oklüzyon ve çiğneme kuvvetlerine karşı yeterli düzeyde dayanabilmesinden emin olabilmek için materyal ve teknikler dikkatli seçilmelidir.

Geçmişte fonksiyon ve estetik, restoratif işlemlerde sıklıkla birbirine rakip iki bileşen görünümünde idi. Genel kanıya göre, fonksiyonun sağlanması söz konusu olduğunda, estetikten ödün verilmesi gerekirdi; benzer biçimde estetik önem kazandığında ise, fonksiyon tehlikeye girerdi. Günümüzde her ikisini de aynı anda geliştirmek mümkün olduğundan bu standartlar artık geçerli değildir. Diş hekimliğinin en üst seviyesine ulaşmamızı sağlayan estetik diş hekimliği sayesinde doğal diş dizisinden ayırdedilmeyen restorasyonlar yaratılırken, estetik ve fonksiyonun başarıyla ve uyum içinde birarada uygulanması mümkün olur.


diş_estetiği_bursa.jpg
04/Oca/2015

Diş Eti Estetiği (Pembe estetik)

Gözümüze hoş ve güzel gelen, uyumlu ve temiz bir gülümseme oluşturmanın ilk adımı diş ve dişeti uyumunu  sağlamayı başarmaktır. Gülümsediğimiz zaman; gözüken dişeti miktarı, gülme estetiğinde

çok önemli bir rol oynamaktadır. Asimetrik ve uyumsuz dişeti kenarları, dişlerimizin düzensiz ve gülüş hattımızın eğri olduğu izlenimini oluşturabilir. Dişetlerimiz çekilmişse veya dişetlerimiz olduğundan fazla şiş ve uzun ise dişlerimiz olduğundan daha uzun veya kısa görünür. Bu olumsuz durumları gidermek, dişeti estetiği uygulamaları sayesinde mümkün olmaktadır.

Enflamasyon  nedeniyle şiş ve kırmızı olan dişetleri, dikkatlerin dişetlerine çevrilmesine sebep olur. Kalınlaşmış, ödemli dişeti kenarı, dişlerin dip kısımlarında gölgelenmelere sebep olur. Ve bu gölgeler nedeni ile diş renkleri de dolaylı olarak olduklarından birkaç  ton daha koyu görünürler.

Ayrıca; ödemden dolayı kalınlaşmış dişeti kenarında bakteri plağı birikimi daha kolay olur. Bakteri birikmesi, iki diş arasında ki üçgen dişeti bölümünün (papil) çekilmesine ve iki diş arasında koyu renkli, bazen de siyah bölümler oluşmasına neden olacaktır.

GİNGİVEKTOMİ – GINGIVOPLASTI

Kişi güldüğü zaman, dişetleri normalden daha fazla görünmesi; ‘Gummy-smile’  estetiği bozan bir durmdur. Bu diş etinde ki fazlalık küçük bir operasyon ile düzeltilebilir. Operasyon sonucu ortaya çıkan dişlerin boyutu gülüş estetiğini yeterli düzeye getirmiyorsa, bir takım dolgu ve ya lamine uygulamaları ile optimal estetik yaratılması mümkündür.  Gülüş estetiğini bozan diş etinde ki fazlalık küçük bir operasyon ile düzeltilir. Bu kişiler de, estetik diş hekimi ile periodontolog (diş eti doktoru) birlikte çalışır ve dişeti seviyesi ile biçiminin nasıl olması gerektiği belirlenir. Periodontolog da bu seviyeye kadar dişetlerini düzelterek güzel bir uyum sağlar. Protez uzmanı da bu uyumu yapacağı ufak dokunuşlarla tamamlayacaktır.

Gingivektomi işlemi lazerler ve konvansiyonel bistüri ile kesme şeklinde yapılabilmektedir. Kesme işlemi sırasında, kişiye yapılacak lokal bir anestezi ile hasta hiç bir şey hissetmeyecektir. Küçük bir cerrahi işlem olan gingivektomi, gingivoplasti, kısa zamanda gülümsemeyi tamamen değiştirecektir.

Estetik problemin dişleri de kapsadığı durumlarda diş eti operasyonundan sonra porselen laminalar da uygulanarak mükemmel bir gülüş tasarlanmış olur.

DİŞETİ GREFTİ :

Dişeti çekilmesinin yoğun olduğu bölgelere doku ekleyerek, olduğundan daha uzunmuş gibi görünen dişlerin daha estetik görünmesi rahatlıkla sağlanabilir.

Dişeti estetiğini ilgilendiren diğer bir konu ise; dişeti  çektirmeleridir. Diş eti çekilmeleri; pek çok sebeple oluşabilmektedir. Anotomik bir sebep olan doku eksikliğinden oluşabileceği gibi seneler içerisinde uygulanan yanlış fırçalama, kalem ısırma veya diş etine uygulanan herhangi bir travma sonucu meydana gelebilmektedir. Çekilmelerin tedavisinde önce sebep bulunmalı sonra tedavi şekli planlanmalıdır. Anotomik sebeplere bağlı olan doku eksikliği ve diş eti çekilmelerinde önce doku tamamlanır sonra çelikme kapatılır. Günümüzde; insan diş eti dokusunu taklit eden yapay diş eti greftleri bu işlemler için kullanıldığında oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Ve diş eti çekilmeleri %100’e varan oranlarla tedavi edilebilmektedir.

Diş eti estetiğinde ki bir diğer konu da diş çekilmesini takiben çene kemiğinde çökme  sonucunda oluşan asimetrik dişeti görünümüdür. Yaşanan talihsiz bu durum, genellikle ön dişler bölgesinde oldukça belirgindir ve kişiyi estetik anlamda fazlasıyla rahatsız eder. Her ne kadar olağanüstü güzellikte ve sağlamlıkta porselen dişler yapılmış olursa olsun, hazırlanan porselenlerin yerleştirileceği alan, çepeçevre dişeti dokusudur.ve ne yazık ki; olması gerektiği kadar ve sağlıklı bir dişeti dokusu yoksa, hazırlanan porselenler güzelliğini asla sergileyemeyecektir. Eğer diş eksikliği veya dişeti çekilmesine bağlı papil kaybı varsa, öncelikle bu olumsuz durumun giderilmesi gerekir. Bazı cerrahi ve protetik yöntemlerle kayıp dokular yeniden kazanılabilir.

 Dişlerimizi çevreleyen dişeti dokusunu düzenlemeye ve dişlerimizle uyum içinde bir görüntü elde etmeye yönelik işlemlere kozmetik dişeti düzenlemeleri denir.

 Çoğu zaman protez yapımı öncesinde; dişetleri, kemik ve bağ dokusuyla ilgili altyapı müdahaleleri, hastalar tarafından uzun ve yorucu seanslar olarak düşünülse de, bu tip müdahaleler, elde edilen sonuçları sebebiyle, hastalar ve diş hekimleri açısından son derece gerekli ve memnun edici olmaktadırlar.

 Periodontal Tedavi

  •     Oral Diagnoz ve Radyoloji
  •     Detaylı Diş Temizliği
  •     Diş Eti Hastalıkları ve Tedavisi
  •     Diş Eti Kanaması Tedavisi
  •     Diş Eti Estetiği
  •     Diş Taşı Temizliği ( Tartar)
  •     Diş İpi Kullanma Eğitimi
  •     Diş Fırçalama Eğitimi
  •     İlk Muayene Ve Diş Beyazlatma

lazerlervedis.jpg
12/Ağu/2014

 

Lazerler, 1960 yılından beri genel tıp ve diş hekimliği alanlarında kullanılmaktadır.  Başlangıçta Dişhekimliği alanında sadece yumuşak doku ve diş beyazlatma işlemlerinde kullanılan lazer enerjisi, günümüzde hızla gelişen teknoloji ve bilimsel araştırmalar sonucunda Dişhekimliğinin pek çok alanında kullanılır hale gelmiştir..

Diş Hekimliğinde kullanılan lazerlerin uygulama alanları;

  • Diş çürüklerinin temizlenmesi,
  • Diş dolguları,
  • Kanal tedavileri,
  • Diş beyazlatma
  • Dişeti Tedavileri
  • Dişetinde ve çene kemiğinde her türlü cerrahi işlemler,
  • Estetik diş tedavileri,
  • Dişetinin şekillendirilmesi,
  • Koyu renkli diş etlerinin renginin açılması,
  • Hassas dişlerin hassasiyetinin giderilmesi,
  • Aft ve uçuk tedavileridir.
  • İmplantların üstlerinin açılması
  •  Ayrıca, implant uygulamalarında lazer teknolojisi ile cerrahi işlem aşamaları basitleşmekte ve tedavi genelinde zaman kazanılmaktadır.

Lazer hakkında merak edilen sorular

Lazerler dişlere nasıl Temas etmektedir?

Yeni kuşak diş lazeri ile dişe ve diğer dokulara temas etmeden çalışmak mümkündür. Bu şekilde sürtünme, ısı ve titreşim olmadığından anestezi ihtiyacı büyük ölçüde azalmaktadır. Lazer ışını, cihazın ucundan çıkan suyla birleşerek (hidrokinetik enerji) dokuya iletilir.

 Lazerler ile yapılan tedavide kanama oluyormu?

Lazer ile yapılan cerrahi işlemlerde işlem sırasında hemen hemen hiç kanama olmamaktadır. Her cerrahi işlem sonrasında ortaya çıkabilecek şişme, komplikasyon ve rahatsızlık ihtimalleri azalmakta ve daha hızlı iyileşme sağlanabilmektedir.

İmplant uygulamalarında, üst yapının (sabit diş) yapılabilmesi için gerekli olan cerrahi işlem (dişetinin açılarak implantın ortaya çıkarılması) lazer kullanılarak basitleştirilmekte ve zaman kazanılabilmektedir.

Lazerler ile diş beyazlatma işlemi nasıl olmaktadır?

Diş beyazlatmada lazer kullanılarak işlem süresi kısaltılmaktadır.

Aftlar ve ağız yaraları lazerler ile tedavi edilebilir mi?

 Aftlar ve uçuklar yeni diş lazeri ile iyileştirilebilmektedir. Ağız içinde oluşan fibromalar (dokulardaki zararsız patalojik büyümeler) lazer ile ortadan kaldırılabilir.

Dişetlerinde genetik olarak hiperpigmentasyon (aşırı derecede mor renklenme) bulunan hastalarda 3 veya 4 seans boyunca lazer ile peeling yapılarak, bu sorun ortadan kaldırılabilmektedir.

Bunların dışında,

Estetik diş hekimliği uygulamalarından porselen lamineler, empress kuronlar ve zirkonium kuronlar yapıştırılmadan önce diş yüzeyine lazerle aşındırma yapılabilmekte ve bu işlem kronların düşme riskini azaltmaktadır.

 Lazer kullanılan bölgelerde yüzde 100 dezenfeksiyon ve sterilizasyon sağlandığı için tekrar enfeksiyon oluşması ve çürük başlaması riskleri ortadan kalkmaktadır.

Lazer uygulamaları ile halk arasında lazerli dolgu diye bilinen ve bir ışık kaynağı ile sertleştirilen kompozit dolgu uygulamalarını birbirine karıştırmamak gerekir. Kompozit dolguların sertleşmesini sağlayan ışık kaynağı lazer enerjisi değildir.


dis_estetiği_bursa.jpg
10/May/2014

Daha önce de bahsettiğim üzere; diş ve diş eti estetiği; günümüzde yüz estetiğinin önemli öğelerinden olup, gülme ve konuşma esnasında dişlerin ve diş dizisinin görünümü, şekli, rengi ve dudak desteği kişinin estetik beklentilerini karşılayan faktörlerdendir. Bursa Klinik –  Ve bu faktörler; bireyin psikososyal mutluluğunu ve sosyal yaşamında ki özgüvenini yükseltir.

“Estetik” terimi Yunanca duygu ve duygusallık anlamına gelen, aesthesia kelimesinden gelmektedir.

Bireylerin estetiğe ilgisi arttıkça, daha fazla sayıda hasta sağlıklı ama estetik görünümlü olmayan ön bölge dişlerinin düzeltilmesi için çareler aramaktadır. Diş hekimliğinde kullanılan malzemelerin, teknolojilerinde ki ilerlemeler genellikle isteğe bağlı olan ve sağlık sebebi olmayan bu uygulamalar için, diş üzerinde daha az travma uygulayarak, daha az kesim yaparak ve hastanın post operatif konforunun maksimumda olduğu estetik uygulamaları yapma şansını vermiştir.

Bütün bunların yanında diş hekimleri, uygulanan tedavilerin hastaların estetik beklentilerini karşılaması kadar, fonksiyonel olmaları ve çevre yumuşak dokularla uyumlu olmalarını da sağlamalıdır. Her ne kadar estetik uygulamalar yapılıyor ise de bireyin ağız ve diş sağlığı da göz önünde bulundurularak uygulamalar yapılmalıdır.

Bir diş hekimi tarafından bireyin estetik beklentilerini karşılamak için yapılan uygulamalara beyazlatma işlemleri, kompozit veya porselen lamine işlemleri ve porselen kronlar girmektedir. Beyazlatma işlemleri, sadece dişinin renginden şikayeti olan hastalarda ofis içerisinde veya hastanın hekim kontrolünde evde kendisinin yaptığı uygulamalarla diş renginde bir iki ton açılmayı sağlayacak uygulamalardır.

Kompozit ve porselen lamine işlemleri, diş hekimliğinde teknolojinin gelişmesiyle elde edilen yeni tür malzemeler kullanılarak, hastanın dişlerinin şeklinin, renginin ve boyutunun dişlerde minimal hazırlıklar yapılarak biçimlendirilmesidir.

Kompozit lamine işlemleri, klinik ortamında hekim tarafından yapılır ve genellikle tek seansta biter. Porselen lamine işlemlerinde ise, dişlerde yapılan minimal ön hazırlık sonrası alınan ölçüler üzerinde teknisyenin laboratuar ortamında porselen tabakalardan, takma tırnak benzeri hazırladığı porselen laminelerin, klinikte uzman hekim tarafından estetik ve yumuşak doku uyumu kontrol edildikten sonra yapıştırılması işlemidir.

Porselen kronlar ise; yine teknolojinin ve malzeme biliminin gelişmesiyle klasik metal destekli kaplamalardan bir adım öteye geçmiş, zirkonyum destekli porselen kronlar ve metal desteksiz full porselen kronlar daha geniş çaplı kullanılmaya başlanmıştır. Bu malzemeler estetik uygulamalarda diş hekiminin işini kolaylaştırmış, hastanın estetik beklentilerine cevap verebilen ve aynı zamanda fonksiyonel ve doku dostu olan protetik uygulamalar yapabilmeyi sağlamıştır.

Dr.Fuat NOYUN        Çene Yüz Protezi Uzmanı


estetik_diş_bursa.jpg
28/Şub/2014

Diş ve diş eti estetiği; günümüzde yüz estetiğinin önemli öğelerinden biri olmuştur. Daha güzel bir gülüşe ve daha beyaz dişlere sahip olma isteği kişilerin gün be gün daha fazla ilgisini çekmekte ve bu sebeple diş hekimliğine başvuran hasta sayısı artmaktadır. Diş hekimliğinde; estetik uygulamalar, farklılıklar göstermektedir. Beyazlatma işlemi bu uygulamalar içerisinde en popüleridir.

Dişlerin formu yüzey şekli, dizilimi kadar renkleri de estetik bir gülüşün ana öğelerinden biridir. Şekil ve form bozukluğu olmayan ama kişiyi rengi ile rahatsız eden dişlerde estetik amaçlı dişlerin beyazlatılması yeni bir tedavi konsepti olmamakla beraber son yıllarda teknolojide ki gelişmeler ve gelişen tedavi teknikleriyle sık kullanılan ve aranılan bir tedavi haline gelmiştir.

 DİŞ RENKLEŞMESİ NASIL OLUR?

Diş renkleşmeleri; iç kaynaklı ve dış kaynaklı renkleşmeler olarak sınıflandırılır. İç kaynaklı renkleşmeler sistemik ilaç alımı, sistemik hastalıklar, dişin nekrozu(sinirinin ölmesi), dişin sinirinde kanama, kanal tedavisi sonrası dolgu maddelerinin sebep olduğu ve yaşlanma gibi lokal faktörler ile oluşan renkleşmelerdir.

Dış kaynaklı renkleşmelere ise günlük yaşamda kullanılan içecekler( kahve, çay), sigara ve içinde ki bileşikler, boyalı gıdalar sebep olabilir.

BEYAZLATMA YÖNTEMLERİ

Beyazlatma yöntemleri üç ana sınıfa ayrılır.

Bir; diş hekimi kontrolünde evde hastanın kendisinin uyguladığı beyazlatma. (home bleaching, night guard bleaching).

İki; diş hekiminin muayenehane şartlarında uyguladığı beyazlatma.

Ve son olarak ta çok tavsiye edilen bir yöntem olmamakla beraber; hastanın piyasadan satın aldığı macun ve beyazlatma kalemleri ile kendisinin uyguladığı beyazlatmadır.

Diş hekimi kontrolünde ve muayenehane şartlarında yapılan beyazlatma; hızlı bir beyazlatma etkisi yaratır. Hasta kontrolünde olan uygulamalar ise; daha uzun zaman içerisinde ve kontrollü olarak ortaya çıkarlar. Buradaki fark kullanılan materyallerin konsantrasyonlarının değişik olması ve muayenehane şartlarında yapılan beyazlatmada işlemi hızlandıracak lazer ve halojen ışın kaynakları gibi yardımcı ekipmanlar kullanılarak, beyazlatma etkisinin hızlı ortaya çıkması sağlanmasıdır.

Estetik Diş Bursa


dis_beyazlatma.jpg
05/Oca/2014

İnsanlarda diş renkleri; tıpkı ten renkleri gibi farklılıklar gösterir. Bazı kişiler doğuştan şanslı olarak beyaz diş rengine sahiptirler. Bazıları ise, genetik olarak koyu diş rengi ile doğarlar. Dişlerin doğal renkleri zaman içinde kullanılan çay, kahve, sigara ve yediğimiz içtiğimiz boyar maddelerin etkisi ile renkleşir ve lekelenir. Bu durum bizi sosyal hayatımızda çoğu zaman rahatsız etmektedir.

Diş Beyazlatma Yöntemleri :

Dişleri beyazlatmak için 3 farklı yöntem bulunmaktadır.

– Home Bleaching

– Ofis Bleaching

– İnternal Bleaching

Home Bleaching:

 

Diş hekimlerinin önerdiği kimyasal ajanlar ile düzenli olarak hekim kontrolünde uygulanan yöntemdir. Hekim, bu işlem için öncelikle hastasından ölçü alıp kişinin dişlerine tam olarak uyum sağlayan özel bir kalıp hazırlar. Hasta evde, bu plakların içine belirli miktarlarda beyazlatma jelini (% 10–15’lik karbamidperoksid) uygular. Hasta,  tavsiye edilen süre boyunca bu plağı ağzınızda dişlerin üzerinde tutar (3–5 gün). Bu yöntemde hasta, diş etlerini çok iyi korumalıdır. Beyazlatma jelinin diş etlerine taşmaması, temas etmemesi gerekmektedir. Taşan jel diş fır

çasıyla uzaklaştırılmalıdır.

Özel konsantrasyonlarda ki beyazlatma ajanı, hazırlanan bu kalıbın içerisine konularak günün belli saatlerinde uygulanmaktadır. Gün içerisinde uygulamak biraz zor olabildiğinden genellikle gece uykudayken uygulanır.

Ofis Bleaching

Klinikte uygulanan diş beyazlatma yöntemidir. Zaman kısıtlaması olan hastalar için uygun bir yöntemdir. Çok daha kısa sürede etkin bir beyazlama sağlar. Ev tipine göre daha pahalıdır. Diş hekimi tarafından dişlerin üzerine sürülen beyazlatma jeli UV ışını ya da laser yardımıyla aktif hale getirilir ve beyazlama 1–2 saat içinde gerçekleşir.

İnternal Bleaching

Kanal tedavisi sonucu renkleşmiş dişlerde uygulanan yöntemdir. Önce kanal tedavisinin kalitesi incelenir. Kanal tedavisi iyi değilse tekrarlanır. Dişteki dolgu uzaklaştırılır. Açılan

 

kaviteye beyazlatma jeli uygulanır. Sonra diş, geçici dolgu ile sıkıca kapatılır. En önemli yan etkileri, diş çevresi dokuların zarar görmesi ve kök ucunda erime görülmesidir. Bazı durumlarda renkleşmiş diş komşu dişlerden daha fazla beyazlayabilir.

Diş beyazlatmanın yan etkileri var mıdır?

Tüm diş beyazlatma yöntemleri dişler de az da olsa hassasiyete sebebiyet verebilmektedir. Bu hassasiyet; havaya, çok sıcak ve çok soğuk yiyeceklere karşı bile olabilmektedir. Bu durum normal ve beklenen bir yan etkidir. Hassasiyetin genellikle 24-48 saat içersinde geçmesi beklenir. Beklenmeyen bir durum ile karşılaşıldığında mutlaka hekime başvurulmalıdır.

Dişlerin beyazlaması ne kadar sürer ?

Dişlerin beyazlaması kişiden kişiye göre değişiklik göstermektedir. Kimi dişler bir ya da iki günde beyazlarken, bazı dişerlerin beyazlaması bir iki ayı bulabilmektedir. Ortalama beyazlamasa süresi 2-3 haftadadır. Dişlerde sarılaşma grileşmeden ne kadar çok ise beyazlatma o kadar etkili olabilmektedir. Antibiyotik kullanımına bağlı oluşan grileşmelerin beyazlaması daha zordur ve sonuca ulaşmak daha uzun bir süre gerektirebilir.

Diş beyazlatmanın etkisi ne kadar sürer ? 

Beyazlatma sonrasında renk yavaş yavaş kaybolmaya başlar. Bu süre 6 ay ile 1 yıl arası bir zaman alır. 4-6 ayda bir 1 ya da 2 seans ile desteklenebilir.

Diş beyazlatma porselenleri de beyazlatır mı ? 

Tüm beyazlama yönetmeleri ve maderli doğal diş yapısı için planlanmıştır; ve uygulanmaktadır. Porselen kaplama kuron ve köprülerde yapılan beyazlatma işlemleri sonuç vermemektedir.

Beyazlatma sonrası kahve içebilir miyim ? 

Beyazlatma ve sonrasında yaklaşık 2 hafta boyunca; kahve, kola, şarap gibi renklendirici maddelerden uzak kalınması tavsiye edilir.

Diş beyazlatma sonuçları herkeste aynı mıdır ?

Diş beyazlatma işlemi kişiden kişiye göre farklı sonuçlanmaktadır. Dişlerin beyazlaması kişiden kişiye göre değişiklik göstermektedir. Kimi dişler bir ya da iki günde beyazlarken, bazı dişerlerin beyazlaması bir iki ayı bulabilmektedir. Dişlerde sarılaşma grileşmeden ne kadar çok ise beyazlatma o kadar etkili olabilmektedir. Antibiyotik kullanımına bağlı oluşan grileşmelerin beyazlaması daha zordur ve sonuca ulaşmak daha uzun bir süre gerektirebilir.

Dişin renklenme sebepleri nelerdir ?

* Hayat boyu devam eden fizyolojik renklenme
* Dolgu yapıldıktan sonra oluşan renklenme (amalgam)
* Dişlerin geliştiği sırada yani daha sürmeden antibiyotik kullanımı
* Kanal tedavisine bağlı olarak dişin içinden gelen renk değişikliği
* Kahve, çay, tütün, kırmızı şarap ve uzun süre ağız gargaralarının kullanımına bağlı olarak dişin yüzeyinin renklenmesi
* Darbe (travma) sonucu dişin içindeki canlı dokunun ölmesiyle dişin içindeki kanamaya bağlı olarak oluşan renklenme.

Diş beyazlatma önerilmeyen durumlar nelerdir ?

* Ağız bakımının iyi olmaması
* Dişlerdeki harabiyet ya da büyük çürükler
* Diş etleri ve periodontal dokularda hastalık varsa
* Diş gıcırdatması olan hastalarda

Hekim kontrolünde yapılan beyazlatma, uygulamalarının en önemli avantajı kişiye özel beyazlatma ajanının kullanılması sayesinde hızlı ve kalıcı sonuçlar alınıyor olması ve diş yapısına ya da ağızda ki yumuşak dokulara zarar vermiyor olmasıdır. Bu yöntemin bir diğer avantajı da, bu ajanların yine kişiye özel olarak hazırlanmış apareyler içerisinde uygulanması sayesinde kişi için uygulama kolaylığı sağlamasıdır. Hazırlanan aparey, kişinin tam olarak diş yapısına uygun olduğundan uygulama sırasında hem apareyin ağızdan düşmemesi hem de beyazlatma ajanının ağız içersine bulaşarak dil, dudak vb yumuşak dokulara zarar vermemesi sağlanmaktadır.


diş_perisi.jpg
22/Ağu/2013

DrdeniznoyunDişler günde kaç kez bir fırçalanmalıdır?

İdealde üç kez denilse de, sabah ve özellikle akşam yatmadan önce vakit ayırarak yapılan bir ağız temizliği yeterlidir.

Bu ağız temizliği neleri kapsar?

Sadece fırçalama ile dişlerimizin ön, arka ve çiğneyici yüzeylerini temizleriz. Oysa dişlerin bir de ara yüzeyleri vardır. Ve asında yiyecek artıkları ara yüzeylerde çok daha fazla toplanmaktadır. Bu ara yüzeylerin mutlaka, bir ip veya ara fırça yardımıyla temizlenmesi gerekir. Aynı zamanda ağız tabanımızda bulunan bakterilerinde bir gargara yardımı ile dengelenmesi uygundur.

Manüel fırça ile elektrikli fırça arasında birbirleri üstünlükleri var mıdır?

Elektrikli diş fırçaları, manüel bir fırçadan daha bir üstün temizlik sağlamaz desek bile son yapılan çalışmalarda yeni nesil elektrikli diş fırçalarının plak temizlemede daha etkin olduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda engelli kişilerde, yaşlılarda, ortodonti braketi olan, fırçalama süresini ayarlayamayan, kişilerde avantaj sağlayabilir.

En iyi fırçalama tekniği hangisidir?

  •   Fırça yer düzlemi ile 45 derecelik açı yapacak şekilde dişler üzerine oturtulur.
  •   Dişetinden diş yüzeyine doğru yuvarlak ve dairesel hareketlerle her bir diş 10 defa olacak şekilde fırçalanır.
  •   Daha sonra bir diş boyu kaydırılarak tüm ağza dişlerin iç ve çiğneyici yüzeylerini de kapsayacak şekilde uygulanır

Fırça kılı sert mi yoksa yumuşak mı olmalıdır?

Genelde dış yüzeylerine erişim sağlamak için, fırça başı küçük olmalıdır. Fırça sapı uzun ve kalın, yumuşak ve yuvarlak sonlanan kıllar önerilmekte, medium ve sert kıllar kesinlikle önerilmemektir.

Fırçalama süresi ne kadar olmalıdır?

Önerilen süre 3-4 dakikadır. EGG- timer- kum saati zamanlama kontrolü için ideal olabilir.

Diş ipi kullanılmalı mıdır? Nasıl?

Ellerimize dolayabileceğimiz uzunlukta diş ipi koparmalı, iki diş arasında dişeti ile birleşiminden 0.5 mm içeriye girecek şekilde diş yüzeyinden aşağı doğru hareket ettirilmeli ve her bir diş yüzeyi bu şekilde temizlenmelidir. Dişeti operasyonu geçirmiş ve dişler arası boşluğu fazla olan kişiler ip + ara yüz fırçası kullanmalıdır.

Diş fırçamı ne kadar sıklıkta değiştirmeliyim?

  • Fırça kılları açılıp dağılmaya başladığı an…
  • Her üç aylık periyotta…
  • Enfeksiyona bağlı hastalık geçirildiğinde, hemen fırça değiştirilmelidir.

KILLARI ESKİMİŞ FIRÇA SAĞLIĞIMIZ İÇİN ASLA ETKİN DEĞİLDİR !

Ne kadar sıklıkta diş ipi kullan malıyım?

Günde en az bir kere. Diş ipi kullanımı 2-3 dakikadan az kesinlikle olmamalıdır.

Kürdan kullanımı güvenli midir?

Besinler diş eti arasına sıkıştığı acil durumlarda, yiyeceği iki diş arasından kurtarmak yararlı  için olabilir ya da kullanılabilinir. Ancak günlük kullanımda mutlaka diş ipi kullanılmalıdır.

Ağız duşu yararlı mıdır?

Ağız duşu asla diş fırçası veya diş ipi yerine kullanılmalıdır. Ancak ortodontik braketler ve diş fırçasının ulaşamadığı yerlerde kullanımı uygun olacaktır. Unutulmamalıdır ki ağız duşu plağı tam olarak kaldırmaz.

Gargara neye göre seçilmelidir?

Günlük kullanım, ağız kuruluğu, florur ihtiyacı, alkol olup olmaması, anti bakteriyel kapasitesi, ağrı kesici etkinliği önemlidir. Tüm bunlar hekim önerisinde seçilmelidir.

Kullanımı nasıl olmalıdır?

Gargara yaklaşık 30 saniye ağızda tutularak çalkalanmalıdır. Takiben, 10-15 dakika içinde hiç bir şey yenmemeli, sigara kesinlikle içilmemelidir.

   Dr. Dt. Deniz Noyun


17/Tem/2013

Hamilelik ve ağız- diş sağlığı

Hamilelik hayatımızda oldukça özel bir dönemdir. Bu dönemde annenin ve bebeğin sağlığının korunması en önemli olaydır. Hamilelikte ağız-diş sağlığınız da en az genel sağlığınız kadar önemlidir. Hamilelik esnasında ağız hijyeni, genel sağlığınızın korunmasına; yaşam kalitenizin artmasına ve enfeksiyon nedeni ile bebeğe bakteri geçişini azaltmaya yardımcıdır. Bu nedenle, hamile kalmayı düşünüyorsanız veya hamileyseniz mutlaka diş hekiminizi ziyaret edip ağız sağlığınızı nasıl daha iyi koruyabileceğiniz hakkında bilgi almalısınız.

Hamilelik ve ağız-diş sağlığı arasında nasıl bir ilişki var?

Hamilelik döneminde hormonal yapının değişmesine bağlı olarak diş etlerimiz iltihaplanmaya daha yatkın hale gelir. Ve diş eti iltihabı yolu ile bu bakteriler vücudumuzun her tarafına yayılabilir. Bunun haricinde bulantılara bağlı kusmalar ve asit atakları ile dişlerinizde aşınmalar (erezyon) görülebilir. Bir diğer özel durum hamilelikte artan öğünler arası atıştırma ihtiyacı, daha fazla plak birikmesine ve dolayısı ile dişlerinizde çürük artışına neden olabilir. Birçok çalışma ileri derecede diş eti iltihabı olan hamilelerin erken doğum yapma ve bebeğin normalden düşük ağırlıkta doğma ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle hamilelik öncesinde ve hamilelik sürecinde düzenli diş hekimi kontrolleri, olası risklerin tespiti ve tedavisi açısından çok önemlidir.

Hamilelikte diş kaybı normal midir?

“Her doğum bir diş kaybedilir.” Düşüncesi maalesef yanlış yerleşmiş bir bilgidir. Hamile kişi, beslenme ile yeterli miktarda kalsiyum alamadığında vücut bu eksikliği dişlerden değil kalsiyumun ana deposu büyük kemiklerden telafi etmektedir.

Gelişimi çocukluk döneminde tamamlanan dişlerimiz, hamilelikte kalsiyum eksikliğinden yapısal olarak hiçbir şekilde etkilenmez. Ancak, bu dönemde diş eti problemleri ihmal edilirse hastalık daha hızlı ilerleyebilir.

 Hamilelikte ki diyetle ağız-diş sağlığı arasında bir ilişki var mıdır?

Çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için doktorunuzun önerdiği dengeli bir diyeti uygulamanız önemlidir. Bebeğinizin dişleri hamileliğin üçüncü ve altıncı aylarda gelişmeye başlar. Bu dönemde sağlıklı diş ve çene gelişimi için temel besin öğelerinden yeterli miktarda alınması gerekir. Hamilelikte öğün arası yeme ihtiyacı artmaktadır. Bu ihtiyaç her ne kadar doğal olsa da karbonhidrat içerikli yiyeceklerin sık tüketilmesi diş çürüklerini arttırabilir. Çürük oluşumu, dişler üzerinde görünmeyen yapışkan bir tabaka olan plak ile başlar. Bu plaktaki bakteriler, ağızda biriken şeker ve nişastaları kullanarak dişlere zarar veren asitleri oluştururlar.

Ağızdaki bu asit ortam dişlerin çürümelerine zemin hazırlamaktadır. Bu sebeple bu dönemde karbonhidratlar yerine siz ve bebeğiniz için daha sağlıklı olan süt ürünleri ve çiğ meyve-sebze gibi gıdaları tüketmenizde fayda vardır. Öğünler sonrasında dişlerinin üzerinde biriken plağı mutlaka kaldırmayı ihmal etmeyin.

 Hamilelik ağızda ne gibi değişiklikler gözlenebilir?

Hamilelikte vücudunuzun hormonal dengelerinin değişmesinde bağışıklık sistemimiz de etkilenmektedir. Hormonların bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinden dolayı dişler üzerinde biriken plak iyi temizlenemediğinde hamilelik sırasında çok daha kolay dişeti iltihabı ortaya çıkar. Çok sık olmamakla birlikte dişleriniz arasında hamilelik tümörü denilen diş eti büyümeleri görünebilir. Bunlar haricinde kusmalar sonucu ağız içerisinde asit seviyesinin yükselmesi ile çürüğe yatkınlık artar ve asitle temasa bağlı dişlerin yüzeyinde aşınmalar görülebilir. Sık sık atıştırma isteği de plak birikimini ve çürük riskini artırabilir.

ASİTLİ İÇECEKLERE DİKKAT ETMELİYİZ!

Hamilelik diş etlerimi etkiler mi?

Hamilelik sırasında vücudumuzda ki bazı hormonların seviyeleri ciddi miktarda artmaktadır. Bu nedenle, özellikle ikinci ve sekizinci aylar arasında diş etleriniz hassas, kırmızı, şişkin ve fırçalama esnasında kolay kaynayan bir hal alabilir. Bu durum “hamilelik gingivitisi”dir ve dişler üzerinde biriken plağa karşı progestron seviyesine bağlı artmış bir cevaptır. Hamilelik gingivitisinin giderilmesi için düzenli aralıklarla diş hekiminizi ziyaret etmeniz gerekmektedir.

 Hamilelik tümörü nedir?

Sıklıkla hamileliğin ikinci “üç aylık” döneminde, dişler arasında görülen, yerleşimi sınırlı diş eti büyümelerine hamilelik tümörü denir. Dişler arasına fazla plak birikmesi ve değişen hormonal denge sonucu olduğu düşünülür. Karnıbaharımsı bir yüzeye sahip büyüyen diş eti çok kolay kaynar. Hamilelik sonrasında kitlede bir ufalma olmazsa küçük bir cerrahi müdahale ile giderilirler. Eğer sizde de hamilelik tümörü olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir hekime danışmalısınız.

Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılabilir mi?

Hamilelik dönemi, diş tedavilerinizin yapılmasına engel değildir. Aksine bu dönemde ağız enfeksiyonlarının kontrolü ve tedavisi bebeğe bakteri geçiş riskini azaltmaktadır. Birçok çalışma ileri derecede diş eti iltihabı olan bireylerin düşük kiloda veya erken doğum yapma olasılığının daha yüksek olduğunu vurgulamaktadır. Yapılan rutin kontrol ve tedavilerle yaşam kaliteniz yükselir ve sorunsuz bir hamilelik geçirme şansınız artar.

Ağız içerisinde genel sağlığınızı olumsuz etkileyen bir durum varsa hamileliğinizin herhangi bir döneminde ertelemeden müdahale yapılabilir. Bunun haricinde rutin tedaviler için en iyi aralık ikinci üç aylık dönemdir. Bazı tedavileriniz için dişlerinizden röntgen filmi almak gerekebilir. Kurşun önlük, tiroid koruyucu bant hızlı filmler gibi önlemler alındığında bu işlem güvenlidir ve bebeğinize bir zararı olmaz.

Hamilelikte ağız-diş sağlığımı en iyi şekilde korumak için neler yapabilirim?

1.Öncelikle ağız sağlığınızın tespiti için doktorunuzla bir randevu ayarlayın.

2.Günde en az iki kez, flor ihtiva eden bir macun ile dişlerinizi yeterli sürede fırçalayın.

3.Günde en az bir kez diş ipi ile dişlerinizin arasını temizleyin. Ve flor içeren gargaralar ile bu temizliği destekleyin.

4.Diyetinizde ki karbonhidrat ve asitli içeceklerin miktarını düzenleyin.

5.Kusma atakları sonrası ağzınızı bol su ile veya bir çay kaşığı yemek sodasını bir bardak ılık suda çözerek hazırladığınız gargara ile çalkalıyınız.

6.Diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret ediniz.

7.Yılda en az bir kez diş etlerinizi kontrol ettirin ve profosyonel temizliğinizi yaptırın.

Mide bulantılarından sonra ki istifralarda, ağzımızı mutlaka gargara ile temizlemeliyiz.








DENTPLUS ÇEKİRGE


Zübeyde Hanım Cad. Halil Ayan
        Apt. K : 1 D:1 Çekirge / BURSA
        (Konur hastanesi Karşısı)


info@dentplus.com.tr

0 (224) 222 59 58 – 89

DENTPLUS GEÇİT


Ahmet Yesevi Mah. Piknik Cad.
        Hasat Sk. Üründül Plaza K:1 Kapı No : 2
        No: 11 – 12 Nilüfer / BURSA


info@dentplus.com.tr

(0224) 404 00 87