DENTPLUS

BLOG



diş_kırıgı_bursa.jpg
16/May/2019

Çoğunlukla akut travmalara bağlı görülen diş kırılmalarında farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. İlkokul dönemindeki çocuklarda ve sporculardaçok daha sık rastlanılan diş travmalarının şiddeti ve cinsitedavinin süresini belirlemektedir. Çarpma, düşme, diş gıcırdatma gibi normal olmayan kuvvetlere maruz kalması dişin kron ve/veya kökünde çatlak ve kırıklara, kemikte ve dişi çevreleyen yumuşak dokuda harabiyete yol açarak dişin canlılığını yitirmesine yol açabilir. “Sarsılma” olarak da adlandırabileceğimiz konküzyon travmaları en hafif travmalardır., dişte herhangi yapısal bozulmaya yol açmazlar. Ancak her diş bu kadar şanslı değildir ve maalesef dişte meydana gelen kırılmalar, çatlaklar bazen köke kadar uzanabilmektedir

Dişin kemikten tek parça olarak çıkmasına yol açan avülsiyon vakaları ise çok daha karmaşık vakalardır. Bu gibi durumlarda derhal diş hekimine gidilmeli, acil müdahele edilmelidir. Eğer diş tamamen düşmüş ise en kısa sürede (mümkünse travmayı takiben 30-60 dk içerisinde) diş hekimine gidilmelidir. Bu esnada diş yerine yerleştirilerek veya süt/su içerisinde içerisinde saklanarak ama KESİNLİKLE NEMLİ TUTULMALIDIR.


amabrush.jpg
22/Tem/2017

Artık dişleri fırçalarken “Kaç dakika oldu acaba?” sıkıntısına son: Çünkü ağız hijyeninizi 10 saniyede tamamlayabilirsiniz. Yakın zamanda piyasaya sürülecek Amabrush, ‘dünyanın ilk otomatik diş fırçası’ unvanını taşıyor. Üç yıldır üzerine çalışılan cihaz her çene yapısına uyan kalıbıyla antibakteriyel silikondan üretiliyor. Dişlerinizi fırçalamak için tek yapmanız gereken ise ürünü ağzınıza takıp düğmesine basmak. Fırça, diş macununu diş aralıklarına ileten mikro kanallara sahip ve üç boyutlu kıllarıyla diş eti hasarını önleyerek temizlik sağlıyor. 10 saniyenin ardından normal durulamayı yapıyorsunuz.

amabrush toothbrush from designboom on Vimeo.

Amabrush’un 10 saniyelik performansı kulağınıza az gelebilir fakat aslında tam olarak öyle değil. Dişlerinizi 120 saniye fırçaladığınız zaman her bir yüzeye 1,25 saniyedüşüyor (bu kabul 32 diş ve her bir dişin 3 yüzeyi olduğu varsayılarakhesaplanmaktadır). Fakat Amabrush ile bu müddet her bir yüzey için 8 kat uzayıp 12 kat hızlanıyor.

Dişlere macun ileten cihaz aynı zamanda tam dolu bir şarj ile 28 kere fırçalamasağlıyor (bu da nereden baksanız iki haftalık bir performansa denk geliyor). Bir macun kapsülü ise bir aydan fazla süre kullanılabildiği gibi macununuz bitince FDA onaylı üç seçenekten birini 3 Avro’ya edinebiliyorsunuz: ‘Ekstra ferahlık’ (mavi), ‘beyazlatıcı etki’ (beyaz) ve ‘hassas dişler için’ flor içermeyen (gül aromalı). Ağızlığın kendisi de 5 Avro’ya mal oluyor ve her 3 – 6 ayda bir yenisiyle değiştirilebiliyor. Cihaz şu anda Kickstarter’da fon topluyor. Fiyatı da 79 Avro.

Önemli Not, “Bizim için de yeni bir uygulama, bilimsel olarak henüz kanıtlanmış değildir.”

Kaynak: Designboom

lamine_dis_tedavisi_bursa.jpg
10/May/2016

Porselen Laminate Venerler

Yaprak porselen olarak bilinen laminate venerler, son 15 yılda diş hekimliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Porselen çok ince bir tabaka halinde hazırlandığından ışığı geçirmesi ve yansıtması doğal dişe çok yakındır ve bu özelliği sayesinde mükemmel estetik sağlar. Dişlerin çok fazla kesilmesine gerek kalmadan estetik ve periodontal uyum mükemmel bir şekilde sağlandığından doğal görünüm çok rahat bir şekilde yakalanmaktadır.

Laminate Veneer Kimlere Uygulanır ?

  • Dişlerin formundan memnun olmayanlara,
  • Ön bölgedeki diş renkleşmelerinde, renkleşmelerin tedavisi için uygulanan beyazlatma işlemlerinden sonuç alınamadığında,
  • Dişleri aralıklı olanlarda,
  • Ön dişlerde büyük dolguları bulunan ve çürüğün dolgu ile doldurulması sonucu estetik görünümden yoksun durumlarda,
  • Ön dişleri kırık veya aşınmış olan kişilerde,
  • Kalıtsal yapı bozukluklarında,
  • Çapraşık ve eğri dişlerin düzeltilmesinde (ortodontik tedavi alternatifi olarak) uygulanır.

Laminate Venerler Nasıl Uygulanır ?

lamine_disTedavi öncesinde bazı hazırlıkların yapılması gerekir. Öncelikle; dişetlerinin sağlıklı olması şarttır. Eğer dişeti sağlığı yerinde değilse hastaya bir takım işlemler uygulanır. Ayrıca dişetlerinde şekil bozukluğu ve seviye farkı varsa bu bozukluk lazerler veya konvasiyonel yöntemlerle düzeltilir. Dişeti sağlığı yerine geldikten sonra, hastalar için en uygun olacak gülüş tasarımı yapılır. Bu işlem için hastadan ölçü alınarak hastaya mo cup denilen dişlerin formunun ve boyunun nasıl olacağını gösteren bir ön prova yapılır. Hasta; bu aşamada dişlerin ağızda uyumunun ve estetiğinin nasıl görüneceğine dair bir ön fikir edinir. Eğer ilk aşamada estetik, yeterli bulunursa lokal anestezi uygulanıp dişler uyuşturulur. Dişlerin sadece ön yüzlerinde çok ince bir tabaka kaldırılır ve basamak oluşturulur. Böylelikle porselen laminaların hazırlanacağı asıl ölçü alınır. Laboratuarda özel seramik malzemeden dişinize yapıştırılacak olan yaprak hazırlanır. Son olarak da hazırlanan porselen yaprakçık dişinize özel bir rezinle (yapıştırıcı bir ara madde) yapıştırılır.


20yas_disi.png
30/Ara/2015

Yirmi yaş dişi nedir ? Çekilmeli midir ?

Yirmi yaş dişi nedir ?

Ağzımızda diş dizisinin en arkasında bulunan, üçüncü büyük azı dişlerimiz yirmi yaş dişlerimizdir. Çoğu kez, yirmili yaşlar civarında bu dişlerimiz diş dizisindeki yerlerini almaktadırlar. Ancak yer darlığı, sürme pozisyonunda ki sapmalardan veya o bölgede ki kemik yoğunluğu gibi nedenlerle bazen dişler kısmen sürmekte ya da çene kemiği içinde gömülü durumda kalmaktadırlar.Bu durumda 20 yaş dişleri ağız içerisinde yerlerini alamamakta veya uygunsuz pozisyonlarla diziye gelmeye çalışmaktadırlar. Çoğu zaman bu durum problem yaratmıyormuş gibi görünsede bazı durumlarda problemle beraber başla rahatsızlıklara da sebep olurlar.

Her yirmi yaş dişi çekilmeli midir ?

Kesinlikle çekilmelidir, diyemeyiz. Ağızda tamamen sürmüş durumda, kapanış pozisyonunda üstteki diş ile ilişkide ise  ve derin çürüğü de bulunmuyorsa çekilmelerine hiç gerek yoktur. Ancak diş ipi ya da diş fırçası ile konumu itibari ile rahatça temizlenemeyen, tedavi edilemeyecek durumda çürüğü olanlar ve yanağa,  dile doğru sürüp kişinin istemeden de olsa yanağını, dilini ısırmasına sebep olan yirmi yaş dişlerinin çekilmesi gerekmektedir.

Her gömülü yirmi yaş dişi çekilmeli midir ?

Yirmi yaş dişleri rahat ve konforlu bir şekilde temizlenemediği için kolay çürürler. Aynı zaman bu durum kötü kokunun da oluşmasına sebebiyet verir. Tamamı kemik içinde kalıp süremeyen yirmi yaş dişleri ise hemen yanlarda bulunan ikinci büyük azı dişinin köklerine yaslanarak o dişe zamanla zarar verebilmekte yada bazı zamanlarda etraflarında kist oluşabilmektedir. Bu dişler enfektedir ve ağrıyla abseye yol açar. Aslında bunalr çekilmesi gereken bir diş modeli iken, bir sıkıntıya sebep olmuyorsa da doktorunuz tarafından kontrol altında tutulmalı ve gereği halinde çekilmelidir.

Diş çekimi sonrasında yapılması gereken işlemler nelerdir ?

Diş çekildikten sonra o bölgeye tampon yerleştirilir, bu işlem kanamayı durdurmak içindir. Yarım saat o tamponun ısırılması ve tükürülmemesi gerekmektedir. Diş çekiminden sonra aşırı sıcak ve soğuk yiyecek, içeceklerin tüketilmemesi ve gün boyu tükürülmemesi çok önemlidir. Bununla birlikte alkol ve sigara kullanımı hızlı iyileşme adına önemli rol oynar. Ağrı kesici ilaçları kişi kafasına göre asla kullanmamalıdır, doktorun önerisine kesinlikle uyulmalıdr. Çekim eğer cerrahi ve operasyonel ise aralıklı olarak buz kompleksi uygulanmadır. Buz da doğrudan cilde uygulanmamalıdır.

Diş çekimi sonrası dikkat edilmesi gerekenler nelerdir ?

Yüksek ateş, uzun süreli bir kanama, kötü koku ve ağrılı kızarıklık ile şişlik şikayetiniz varsa mutlaka doktorunuza başvurunuz. Diş çekiminden, 4-5 gün geçmesine rağmen ağızdan gelen kanama, şişlik ve  ağız açmada zorlanma gibi  şikayetler devam ediyorsa derhal doktor ile irtibat kurulmalıdır.


beslenme_ve_discurukleri.jpg
28/Eki/2015

Diş çürüğü; birçok etkenin rol oynadığı, çok yönlü bulaşıcı bir hastalıktır. Bu etkenler arasında yer alan beslenme alışkanlıkları, özellikle etkin bir ağız bakımı sağlayamayan ve fluoridden yeterince yararlanamayan küçük çocuklar için büyük önem taşımaktadır.

Ağız ortamında bulunan bakteriler, beslenme yoluyla alınan şekerleri veya fermente olabilen karbonhidratları metabolize ederek organik asit oluşturmaktadırlar. Oluşan organik asitler diş dokularında çözünme meydana getirebilmektedir ve bu çözünme sürecine demineralizasyon denmektedir.

Bilinen en eski ve ilkel toplumlardaki çürük görülme sıklığı günümüzdeki toplumlara göre daha düşüktür. İlkel toplumların protein ağırlıklı beslenmesi ve sert besinler tüketmeleri sonucu oluşan mekanik temizliğin daha fazla olması çürük görülme sıklığını en aza indirmiştir. Ancak günümüzde hazır gıda tüketiminin artması sonucu çürük görülme sıklığı da artmıştır. Hazır gıdalarda ve şekerli içeceklerde bol miktarda bulunan sukroz, diş çürüğünün oluşmasındaki ana etkenlerden bir tanesidir. Çikolata, bisküvi ve kola gibi yumuşak, şekerli ve dişe yapışan tarzdaki besinler asit oluşturmaktadır. Bu tür besinlerin tüketilmesini takiben, dişlerin hemen fırçalanması mümkün değilse, ağız bol su ile çalkalanmalıdır. Meyve, sebze, süt ve tahıllı besinlerde doğal şekerler bulunmaktadır ve bu doğal şekerler hazır gıdalarda bulunan şekerlerden ayırt edilmelidir. Doğal şekerlerin tüketilmesi istenen bir durumdur ve diyetimize bu şekerleri katmamız hem daha sağlıklıdır hem de çürük riskini azaltabilmektedir. Yapışkan, şekerli veya asitli gıdalar tükettikten sonra elma veya havuç gibi sert besinler dişleri temizleyebilmektedir ve diş etine uyguladıkları masaj etkisiyle dişetinin sağlığına olumlu katkıda bulunabilmektedirler.

Diş çürüğünün oluşumunda yiyeceklerin içindeki şeker miktarı, günlük tüketilen şeker miktarı, karbonhidrat kaynağının katı, sıvı veya yapışkan özellikte olması, besinlerin ağız ortamında kalma süresi, çürük yapıcı yiyeceklerin gün içerisindeki tüketim sıklığı ve öğünler arasında geçen sürenin etkili olduğu bildirilmiştir. Ancak beslenmenin düzenlenmesi çürük oluşumunun önlenmesi için yeterli değildir. Diş çürükleri iyi bir ağız bakımı ve fissür örtücü ile fluorid uygulaması gibi koruyucu uygulamalar ile kontrol altına alınabilmektedir.

Bebekler, diş çürüğüne neden olan bakterileri doğar doğmaz edinmektedirler. Uzun süre biberon kullanılması, tüm gece biberon ile birlikte uyuma, biberon içerisindeki sıvıya şeker, bal, pekmez, reçel katılması veya bu yapışkan besinlerin emziklere sürülmesi bebekte erken çocukluk çağı çürüklerinin görülmesine sebep olabilmektedir. Bebeğin henüz dişi yoksa dişetleri her sabah ve yatmadan önce temiz, ıslak bir bez parçası veya gazlı bez ile silinmelidir. American Academy of Pediatric Dentistry (AAPD)’ye göre bebeğin ilk muayenesi birinci yaş gününe kadar veya ilk dişin sürmesinden hemen sonra tercihen bir Pedodontist (Uzman Çocuk Diş Hekimi) tarafından yapılmalıdır.

 

Etkin ağız bakımın sağlanması ağız diş sağlığının temel taşıdır. Çocukların erken yaşta bu düşünceyi ve disiplini edinmeleri büyük önem taşımaktadır. İlk dişin sürmesiyle birlikte ufak başlı yumuşak diş fırçası kullanımına geçilmelidir. 3 yaşın altındaki çocuklarda bir pilav tanesi kadar fluorid içeren diş macunu diş fırçasına sürülmelidir. 3-6 yaşları arasındaki çocuklarda ise bir bezelye tanesi kadar fluoridli diş macunu fırçalama esnasında kullanılmalıdır. Diş fırçası, diş ile dişeti birleşimi hizasında 45°’lik eğim ile yerleştirilmelidir ve tüm dişlerin görünen yüzeyleri dairesel hareketler ile fırçalanmalıdır. Dişlerin çiğneyici yüzeyleri, ileri geri hareketlerle fırçalanır. Dişlerin iç yüzeyleri, yani dil ve damak tarafındaki yüzeyler, ufak dairesel veya süpürme haraketleri ile fırçalanmalıdır. En son dil ve damak fırçalanmalıdır. Küçük çocuklar çoğu zaman sadece dişlerin görünen yüzeylerini fırçaladıkları ve el becerilerinin henüz iyi gelişmemiş olabileceği için anne veya baba ile birlikte fırçalamanın yapılması önemlidir. Sabah kahvaltısı sonrası ve akşam yatmadan önce olmak üzere günde iki defa 2-3 dakikalık fırçalamanın yapılması etkin bir ağız bakımının sağlanması için şarttır.

 

 

 

 


dp.jpg
31/Ağu/2015

Bir çok kişi diş eti kanamasından şikayet eder. Kanama diş eti iltihabının en önemli belirtisidir. Ve aslında önemli bir sağlık sorunudur. Çünkü diş etinde ki iltihap ya da ağız ve diş sağlığı vücudun diğer organlarını da etkilemesidir.

Diş eti; ağızda dişlerin alt yapısını oluşturan bir yapıdır. Dişlerimizin sağlığı, diş etlerinin sağlığı ile başlar. Dişlere yapılan her işlemde, diş eti sağlığının yerinde olması ilk koşuldur. Bu yüzden diş etlerine gereken özenin gösterilmesi çok önemlidir..

Diş eti kanaması günümüzde pek çok kişinin şikayet ettiği ve çözümünü bulmakta zorlandığı bir durumdur. Kanama diş eti iltihabının en temel özelliğidir ve ilk belirtisidir. Hasta bazen diş etinde ki bu kanamanın farkında olabilmekte, bazen de hiç farkında olmadan kabullenerek çok uzun zaman yaşamaktadır. Aslında çok basit bir tedavisi olmakla birlikte tedavi edilmediği taktirde çok ciddi sonuçlar olabilmektedir. Diş etinde ki iltihap sadece ağız ortamını değil, vücudun diğer ortamlarını da etkilemektedir.

Sağlıklı diş eti:

Sağlıklı diş eti uçuk pembe renkte, sıkı ve mat görünümlü olmalıdır. Altında ki çene kemiğini sarar. Diş etlerinde ki şişkinlik ve kızarıklık hastalık görünümüdür. Sağlıklı bir diş eti; fırçalama aynı zamanda diş ipi kullanımı ile olur.

Diş eti kanamasına neden olan hastalıklar nelerdir ?

Dişleri ve diş etlerini destekleyici dokuları etkileyen periodontal hastalıklar iltihabi sorunlardır. Diş kayıplarından yüksek oranında sorumlu olurlar. Erken teşhisde tedaviye cevap verirler. Bu gibi hastalıklar, kendini öncelikle diş etinde ki değişimlerle gösterir. İlerleyen dönemlerde etkisini daha fazla arttırırlar.

Gingivitis: Bu rahatsızlık, diş eti hastalığının başlangıç aşamasıdır. Diş etleri kırmızı bir renk almıştır, kanamalar başlamıştır ve diş etleri şişmiştir. Diş fırçalama esnasında diş etleri hem kanamakta, hem de hassas bir hal almaktadır. Gingivitis tedavi edilmezse ilerleyerek, diş etlerine ve çene kemiğine hasar verecek duruma gelir. Ağız kokusu kendisini sürekli hissettirir.

Periodontis: Diş eti hastalıkları içerisinde ilerleyen aşamalarda oluşan bu rahatsızlık, dişleri destekleyen kemiğe ve dokuya hasar vermeye başlar. Diş eti ve diş arasında ki cepte hızla bakteri üremeye başlar. Burası temizlenemeyen alanlardır. İlerleme döneminde dişlerde sallanma ve diş kayıpları meydana gelebilir. Diş etlerinde kanama, iltihabi akıntı gözlenir. Dişler birbirinden ayrılmaya başlar. Bunun nedeni alveol kemiği denen ve dişin sağlıklı bir şekilde yerinde durmasını sağlayan destek dokunun üzerinde hücresel yıkım olmasındadır. Eğer doğru tedavi planlaması uygulanamazsa, şikayetler ve sağlığın bozulması şiddetlenir ve doğal olarak kişinin sosyal hayatında da sıkıntılar oluşturmaya başlar.


dis_cekimi.jpg
29/Nis/2015

Diş Çekimi:

Koruyucu tedavi yöntemlerine yanıt veremeyen, çürük ve enfeksiyon yani iltihap gibi nedenlerden dolayı dolgu veya kanal tedavisi uygulamalarıyla kurtarılamayan dişlerin, en son çözüm olarak ağızdan çıkartılmasıdır.

Dişlerin çekilmesi halinde dikkat edilmesi gerekenler:

Diş Çekimi Öncesi:

  • Eğer genel sağlık durumunuzda bir problem varsa; mesela kalp rahatsızlığı, şeker, yüksek tansiyon gibi kullanılan ilaçların mutlaka hekime bildirmek ve bilgilendirmek gerekmektedir.  Ayrıca hamile olan ya da hamile kalmayı planlayan kadınların da diş hekimlerini bu konuda uyarmaları ve bilgi vermeleri çok önemli bir unsurdur.
  • Diş çekiminden önce dişlerinizi fırçalamalı ve ağzınızı antiseptik yani mikrop öldürücü bir gargara ile çalkalamalısınız. Bu işlem, çekim sonrasında meydana gelebilecek iltihaplanmaları yüksek oranda azaltacaktır.

Diş Çekimi Sonrası:

  • Ağzımızı en az yarım saat süreyle çalkalamamalıyız. Ağzın çalkalanması çekimden sonra iyileşmeyi sağlayacak olan kan pıhtısının oluşumunu engeller ve çekim yarasının iyileşmesinin gecikmesine sebep olabilir.
  • Diş çekimi sonrası diş hekiminizin yerleştirdiği tamponu 15-20 dakika kadar sıkıca ısırmanız gerekir ve mutlaka normal yutkunmanızı yapınız. Tükürüğü ağızda biriktirmek ve sürekli olarak tükürmek kan pıhtısının oluşmasını engeller ve kanamanın devam etmesine sebebiyet verir.
  • Diş çekimi sonrasında sızıntı şeklinde kanamanız olabilir. Bu kanama 6-24 saat arasında bir süre devam edebilir. Kanın tükürüğünüzü boyama özelliği çok fazladır. Bu sebepten ötürü kanamanızın çok olduğunu düşünüp paniğe kapılabilirsiniz, sakin olmakta fayda var. Eğer endişelenirseniz diş hekiminize mutlaka danışmalısınız.
  • Diş çekimi sonrasında ağrı hissedebilirsiniz. Asprin dışında herhangi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz. Uyuşukluğunuzun geçtiğini hissettiğinizde ağrı en yüksek değerine ulaşabilir. Bu normal bir durumdur. Merak edilecek bir durum değildir.
  • Dişler çene kemiğine bağlı olduğundan çekim sonrasında kemik ortaya çıkar. Bu sizin çekilen dişten parça kaldığını düşünmenize ihtimal doğurur.  Bu bölgeye dilinizi ya da herhangi başka birşeyi değdirmeyiniz. Açık kemiğin üzeri birkaç gün içerisinde diş etiniz ile örtülecektir. Çekim bölgenizde tahrişe neden olacak sıcak acılı yiyeceklerden kaçınınız. Çekim sonrasında 24 saat sigara içilmesi ve alkol alınması sağlığınızı aksi yönde tehdit ediyordur.
  •  Mümkünse çekimden sonra araç kullanmayınız. Diş çekiminden sonra başınızın altına yüksek bir yastık koyup yatarak dinleniniz. Sıcak banyo yapmanız da bu süreci daha rahat atlatmanıza yardımcı olur.
  • Ağzınızda ki uyuşukluk geçinceye kadar bir şey yememelisiniz. Farkında olmadan uyuşuk olan bölgeleri zedeleyebilirsiniz.
  • Diş çekiminden 24 saat sonra normal ağız bakım uygulamalarına devam edebilirsiniz.
  •  Yüzünüzde şişme, ağrı, 24 saati geçen kanama, ağızda kötü bir tad ve koku hissi olduğu takdirde vakit kaybetmeden diş hekiminizi aramanızda fayda olacaktır.

Dişinize cerrahi bir operasyon yapıldıysa veya çekimden sonra dikiş atıldıysa bir hafta sonrasına kontrol randevusu alınız.


kanser_diş_saglığı.jpg
11/Şub/2015

Kanser tedavisinde ağız ve diş sağlığı bakımı…

TANIDAN ÖNCE…

Kanser,  ne yazık ki her yıl dünyada daha fazla kişiyi etkilemektedir. Erken tanı ve gelişen tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesi beklentisi artarken yaşam konforunun yükseltilmesi hedeflenmektedir. Bu sebepten dolayı; ağız ve diş sağlığı kanser tedavisi programının önemli bir yerini oluşturur. Çoğu zaman toplumun her bireyinde görülen diş ve diş eti problemleri; gerekli müdaheleler yapılmadığı zaman kanser tedavisini zorlaştırabilir. Bunun yanında tedavi sürecinde verilen ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tadevisi (kemoterapi) ağız dokularını etkileyebilir. Yemek yeme ve içme gibi gündelik ihtiyaçların aksamasına da sebep vermemek gerekir. Kanser tanısını takiben yürütülen etkili bir takım çalışması ve devamlı iletişim ile komplikasyonları en düşükte tutmak ve yaşam konforunuzu yükseltmek mümkündür.

TEDAVİ ÖNCESİ…

Kanser tanısının ağırlığı birçok gereksinimi ikinci plana atılabilir. Fakat; zaman kaybetmeden onkoloji doktorunun kontrolünde diş hekimi ile temasa geçilmelidir. Kanser teşhisi ve tedavinin başlaması arasında geçen zaman çoğunlukla sınırlı olduğu için gerekli hazırlıklar seri bir şekilde yapılmalıdır. Ağız ve diş eti tedavisinin kanser tedavisi ile başlamadan on gün önce iyileşmesi için izin verecek şekilde tamamlanmalıdır. Kemoterapi ve radyoterapi sırasında vücudunuzda oluşabilecek değişiklikler(enfeksiyon riskinin artması, kanama vb.) diş tedavilerini imkansız kılabilir.

İlk muayenede, çene ve röntgen kayıtları alınır ve duruma uygun gerçekçi risk tespiti yapılır. Onkoloji doktorunun önderliğinde ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak ihtiyaç görülen tedavilere başlanır. Esas amaç; kanser tedavsi sırasında oluşabilecek istenmeyen istenmeyen durumları en aza indirebilmektir. Bu yüzden erken dönemde sorun yaratma olasılığı olan dişleriniz onarılır, enfeksiyon odağı olan ve ya tedavisi mümkün olmayan dişleriniz çekilir.

Temizleme işlemi ile diş eti sağlığınız sürdürülebilir hale getirilir. Süt dişlerinde çürük riski daha yüksektir. Çocuklarınıda planlama daha kısa zaman ölçeğinde süt dişlerinin değişme zamanları da hesaba katılarak tedaviyi bölmeyecek şekilde yapılır. Burada önemli bir konuyu unutmamak gerekir ki; bir çok küçük hasta belki hayatında ilk defa diş hekimi ile karşılaşıyor olacaktır. Uzun soluklu, yorucu tedavi programının ilk adımında kaygılanmaları arzu edilmez. Bu sebeple ilk müdahaleleri özellikle pediatrik ağız ve diş sağlığında uzmanlaşmış hekimlerin yapması tavsiye edilir. Ortodontik tedavi gören genç hastalar diş telleri ve bakterilerini tedavi bitiminden sonra en az bir yıl kullanmamalıdır. Diş minelerini çürüğe karşı dirençli hale getirmek için sürülen flor vernikler ve koruyucu dolgular basit ve etkileyici müdahelelerdir. Çürük riskine ve yaşa göre flor uygulama rejimi düzenlenir. Protez kullanıyorsanız, olan protezlerin uyumu artırılıp, keskin kenar ve köşeler dokulara zarar vermeyecek şekilde yuvarlanır.

Kanser Tedavisi Öncesinde ki Süreçte Arzu Edilen Diş Bakımı İçin Uygulanması

Gerekenler:

  • Günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişler fırçalanması.
  • Günde bir kere diş ipi ile dişler temizlenmelidir.
  • Günde bir veya iki kere klorheksşdşn içeren alkolsüz gargara ile en az bir dakika ağzınızı çalkalamalısınız. Klorheksidin içeren gargaralar ile diş fırçalama kullanımları arasında minimum otuz dakika olmalıdır.
  • Tedaviye kadar ağız bakımıı hiçbir şekilde aksatılmamalıdır.

Kanser tedavisi sırasında diş ve diş etlerinde önceden mevcut hastalıklar daha da şiddetlenebilir.  Bazı kanser ilaçları(Bisfosfonat grubu vb.) iyileşmemeyen ve uzun süreli ağız yaralarına ve kemik açılmalarına sebep olabilirler. Kanser tedavisinin en başında mutlaka detaylı bir ağız-diş muayenesi ve bakımı yapılması önerilir.

TEDAVİ SIRASINDA

Kemoterapi için verilen ilaçlar kemik iliğini baskılayarak kan ve hücrelerinizde azalmaya neden olur. Bu durum kendini ağızda kanamaya yatkınlık, kolay enfeksiyon gelişimi ve yaralar şeklinde gösterir. Mukozit adını verdiğimiz bu yaralar geçicidir ve verilen ilaçların yan etkisidir. Yemek yeme ve konuşmanızı kısıtlayabilir. Sert, taneli, baharatlı ve acı gıdaları, asitli ve alkollü içecekleri tüketilmemesi önerilir. Ağrı ve rahatsızlığı giderme yöntemleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. En uygun yöntemi deneyerek ve doktorunuza danışarak bulabilirsiniz. Ağızda buz tanelerinin gezdirilmesi, ağzın karbonatlı suyla çalkalanması, yemeklerden önce reçete edilen anestezik jelin sürülmesi, bol sıvı alımı, yapay tükürük jellerinin kullanımı  şikayetleri azaltabilir. Bu yaralar üzerinde ikincil bakteri ve mantar enfeksiyonları gelişebilir. Gerekli ilaç tedavisi hastanın doktoru tarafından sağlanacaktır.  Bu dönemde klorheksidin içeren gargaraların kullanımı yanma hissini artırılabileceği için asla tavsiye edilmez. Keskin tatları olan ağız bakım suları ve diş macunları da ağrı ve yanmaya neden olabilir. Kemoterapiye bağlı enfeksiyon ve kanama riski, diş fırçalamayı mümkün kılmayabilir. Bu risk bireyler arasında farklılık gösterdiği için tedavi eden doktorun tavsiyesine uyulmalıdır. Mesela diş ipi kullanımı hastaya kesinlikle önerilmez. Ağız bakımını antiseptik emdirilmiş nemli ve yumuşak sünger ve bezler ile gerçekleştirilebilir. Dişeti iltihabı gelişen vakalarda klorheksidin içeren jelleri veya alkolsüz gargaraları kısa süreli kullanabilirsiniz.

Kanser tedavisi sırasında tükürük miktarında azalma, kıvamında da yoğunlaşma olur. Tükürüğün yıkayıcı ve dengeleyici etkisinden mahrum kalan dişler çürümeye yatkın hale gelir. Dişlerinizde çürük riski yüsek ise, kanser tedaviniz devam ederken de yerel flor uygulaması yapılabilir. Azalan tükürük akışı sebebiyle yeme-içme ve konuşma olumsuz etkilenebilir. Kısmi rahatlama sağlamak adna yapay tükürük enzimleri içeren jeller kullanılabilir, az da olsa çalışmakta olan bezlerin çalışmasını arttırmak için şekersiz sakız rahatlıkla çiğnenebilir.

Tükürük bezlerinde işlev kaybı genellikle baş-boyun bölgesine radyoterapi alan hastalarda veya kemik iliği için tüm vücut ışın tedavisi alan hastalarda görülür.

Bu grup hastalarda çürük riski  yüksektir, kişisel planlama ile belirli aralıklarla flor uygulanmalıdır. Kemoterapi devam ederken hareketli protezlerin takılması tavsiye edilmez. Çok hassas olan ağız dokuları protezin baskısı ile kolayca kanayabilir veya yırtılabilir. Protez kullanmamaktan kaynaklanan beslenme eksikliğini diyetisyenlerden destek alıp daha yumuşak bir gıda rejimine geçerek telafi etmeniz mümkündür.

Kanser tedaviniz sürerken ortaya çıkanb diş kaynaklı ağrılar, tedavinin aktif döneminde ilaçlarla dindirilir, ara verildiğinde de kan değerlerine göre küçük çaplı girişimler yapılır. Komplike ve büyük çaplı işlemler tedavinin sonrasına ertelenebilir. Onkoloji doktoru aksini önermediği sürece kanser tedavisinin aktif döneminde dişlere ve ağrılara müdahale yapılması tavsiye edilmemektedir.

TEDAVİ SONRASI:

Kanser tedavisi bittikten sonra kemoterapi ilaçlarının yan etkileri ortadan kalkar. Ancak çok nadir de olsa tat alınmasında değişiklik ve ortada hiçbir bulgu yokken diş ağrısını andıran sinir ağrıları olabilir. Bu şikayetler ilaçlarla yönetilir. Kanser tedavisini takiben ağızla ilgili problemler genellikle baş boyun bölgesine ışın tedavisi almış veya kemik iliği nakli yapılmış hastalarda görülebilir. Işına doğrudan maruz kalan büyük tükürük bezleri küçülerek işlevi yitirilebilir. Bu durumda ağız kuruluğu kalıcı bir hal alır. Önce ki sayfada tedavi sırasında sunulan öneriler aynı şekilde geçerlidir. Bu durumda tükürük eksikliğinin çürük riskini ciddi oranda artırdığını asla unutmayın. Yılda iki kez flor verniklerin sürülmesi, çürük oluşturabilecek gıdalardan uzak bir diyete devam etmeniz ve optimum ağız sağlığı korunması çok önemlidir. Alkol ihtiva etmeyen gargara plak kontrolüne destekleyici olarak önerilir. Kemik iliği nakli yapılan çocuklarda büyüme ve gelişim yakından izlenmelidir. Herhangi bir şikayet olmasa dahi her altı ayda bir kontrol edilmelidir. Ortodontik tedavi kanser tedavisi bitiminden en erken bir yıl sonra ve diğer koşullar uygunsa başlatılabilir.

Tedavinin ardından ilk dönemlerde protezleri sadece yemek yerken takmak tavsiye edilir. Diğer zamanlarda protezleri mutlaka suyun içinde tutmalı, özel protez temizleyici tabletlerle dezenfekte edilmelidir. Az kullanılması dolayısıyla protezlerde bollaşma veya uyumsuzluk olabilir, astarlama işlemiyle protezlerin uyumu arttırılır. Gece yatarken protezler muhakkak çıkarılmalıdır. Yeni protez yapılırken estetik beklentilerinden daha çok işlevselliği ön planda tutulmalıdır. Yeni protez yapımı kesinlikle önerilmez. Küçük bir travma dahi kemikte ölü alanlara ve enfeksiyonlara neden olabilir. Bir diğer benzer durumda kanser tedavisi sırasında bisfosfonat grubu adı verilen ilaçları kullanan hastalarda görülür.

Kanser nedeni ile çene ameliyatı geçirildiyse “obtüratör” adı verilen özel protezlerinizi temizlik haricinde hiç çıkarmamaya özen göstermelisiniz. Fiziki koşullar elveriyorsa geç dönemde özel implantlar ile obtüratörlerin sıkılıkları artırılabilir.

Tedavi sonrasında görülebilecek durumlardan bir diğeri de ışın tedavisine bağlı kasların esnekliğini yitirmesidir. Bu durumda fizik tedavi ve egzersizler yardımcı olabilir. Ağız bölgesinde cerrahi doku kaybı neticesinde konuşmanız etkilenebilir. Konuşma terapisti bu güçlüğün aşılmasına yardımcı olacaktır.

Kemik iliği nakli yapılmış hastalarda geç de olsa graft versus host adı verilen tablo karşımıza çıkabilir. Bu hastalık kendisini kanamalı ve iltihaplı diş etleri olarak gösterebilir. Bunun önlenmesi ve erken tanısı ile müdahele için düzenli kontrollere devam etmemiz çok önemlidir. Tedavi sürecinde geçici olarak tamir edilen dişlerimiz ve ertelenen müdaheleler tedavi sonrasında genel durumunuz değerlendirilerek bireysel planlama çerçevesinde yapılır. İstisnai durumlar haricinde geçirilmiş kanser hikayesi, tıbbi öykünüz diş hekiminiz tarafdından detaylı oarak bilindiği sürece diş ve diş et tedavilerine özel bir engel teşkil etmez.

Yeni protez yapılırken estetik beklentilerinden daha çok işlevselliği ön planda tutulmalıdır.


diş_apsesi.jpg
09/Şub/2015

Apse Nedir?

Apse irinli iltihap birikmesidir…

Diş çürükleri ve diş eti hastalığı sonucunda oluşan cepler; yaşamımız boyunca karşılaşma olasılığı en fazla olan ağız ve diş hastalıklarından bir tanesidir. Bazen kişiler, diş çürümelerini ve basit diş eti kanamaları ile oluşan cepleri ciddi bir sağlık problemi olarak görmezler. Ancak, zamanında ve doğru şekilde müdahale edilmediğinde, kesinlikle daha büyük sorun yaratan bir hastalığa yol açar. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon önce köke ve daha sonra  çevre kemiğe yayılır. Bu da abse olarak bilinir. Eğer enfeksiyon ilerlerse ve kemiğe ulaşırsa, dişi kaybedebiliriz. Enfekte diş kökü ve şişmiş doku genelde ağrıya neden olabilir.

Eğer kök ölürse, ağrı yok olacaktır. Ancak yavaş yavaş da bitişik kemiğe zarar verecektir. Enfeksiyonun bir bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol açabilir.

Diş apsesinin nedenleri, diş temizliğine önem vermemek, şekerli ve karbonhidratlı yemekleri sıklıkla tüketmek, çürümüş ve ihmal edilmiş dişler, diş minesinde ki kırık ve çatlamış bölgeler, ağzımızda biriken yiyecek artıkları, diş gıcırdatma veya sıkmadan dolayı zarar almış mineler, bağışıklık sisteminin zayıf kalması, diş tedavisinde ki aksaklıklar ve zayıflayan dolgular denebilir…

Diş ve diş etlerimizin sağlığı için, temizlik ve bakımımıza önem vermeliyiz. Düzenli olarak fırçalamamak ve diş ipi kullanmamak, çürükler için, diş eti hastalıları ve apse gibi bir takım problemlere sebebiyet verecektir.

Abse Belirtileri

  •     Ağızda devamlı ya da zonklama şeklinde ağrı hissi;
  •     Sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı ciddi bir hassasiyet;
  •     Çiğnerken şiddetli ağrı hali;
  •     Boyunda şişmiş lenf düğümleri;
  •     Ateş ve genel kırıklık…

Apse Teşhis

Eğer dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir ağrı varsa, yemekleri ısırırken veya çiğnerken ağrı duyuyorsanız ya da sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassassanız apseli bir dişe sahip olabilirsiniz. Hafif ateş, boyunda şişmiş lenf düğümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz. Soğuk algınlığı gibi bedeninizde kırıklık hissetmeniz çok doğaldır.

Absenin Tedavi Yöntemleri

Sorun diş etindeyse diş eti temizlenir ve gerekiyorsa cerrahi tedavi yapılır.  Apse bir diş çürüğünden kaynaklanmışsa tedavisi için kanal tedavisi önerilebilir. Her apsede değil ama ilerlemiş durumlarda dişin çekilmesi gerekebilir. Eğer apse çeneyi etkilemişse çene cerrahiye başvurulması istenir.


BeamBrush.jpg
20/Ara/2014

Hiç mobil cihazlarla diş fırçalarını aynı araştırmaya dahil etmeyi ya da bu iki tamamen farklı ürünün satış oranlarını karşılaştırmayı düşündünüz mü bilmiyorum ama, bunu 60SecondMarketer yazarlarından Nicole Hall bizler için yapmış.

Yazıyı detaylı okuduğunuzda, bu konuda yapılan satışların gerçek değerlerine ulaşmak için ne denli çaba sarf ettiğini de daha yakından görebiliyorsunuz.

Yaptığı araştırmanın sonuçları fütüristik açından doğru incelendiğinde ise bizler ve geleceğin dünyası için bazı önemli bilgiler içermekte. Dünya nüfusuna oranla oldukça penetre yapıda olan bu iki farklı ürünün en büyük ortak özelliği için kişisel yani kişiye özel olması.

beambrush2Cep telefonu ve diş fırçası satışlarını inceleyen bu araştırma sonucuna birkaç farklı açından bakıldığında geleceğin dünyasını bugünden şekillendirmeye başlayan “Gamification” yani oyunsallaştırma kavramı için önemli bir birlikteliğe uygun alt yapı görmek mümkün.

Özetle gündelik hayatta yapmamız gereken ve yaparken zorlandığımız / sıkıldığımız her şeyi yeni teknolojik imkanlarla yeniden dizayn edip, bir şekilde oyunsallaştırarak daha kolay ve zevkli hale getirmek mantığıyla ortaya atılan “oyunsallaştırma” mantığı bu iki farklı ürün içinde güzel bir ortak alt yapı sağlıyor.

Beam Technologies adı altında kurulan şirket ürettiği özel bir diş fırçasıyla çalışmalarını bu alanda sürdürmeye ve diş fırçalarını bluetooth üzerinden cep telefonu uygulamalarıyla haberleştirerek, çocukların yaparken en sıkıldığı diş fırçalama faaliyetini bir oyun haline dönüştürmeyi kendisine hedef olarak seçiyor.

Geliştirilen konsept uygulama ile yapılan diş fırçalama faaliyetine göre bir analiz sonucu sunan ve rakiplerinizi geçmeniz (diğer çocukları) hatta kendinizle yarışmanız için bazı değerleri size sunan şirketin sunduğu yenilik basında yer aldığı kadarıyla da sağlık alanında ortaya çıkabilecek güzel oyunsallaştırma örneklerinden.

Kaynak 








DENTPLUS ÇEKİRGE


Zübeyde Hanım Cad. Halil Ayan
        Apt. K : 1 D:1 Çekirge / BURSA
        (Konur hastanesi Karşısı)


info@dentplus.com.tr

0 (224) 222 59 58 – 89

DENTPLUS GEÇİT


Ahmet Yesevi Mah. Piknik Cad.
        Hasat Sk. Üründül Plaza K:1 Kapı No : 2
        No: 11 – 12 Nilüfer / BURSA


info@dentplus.com.tr

(0224) 404 00 87