DENTPLUS

BLOG



kanal-tedavisi-ve-dişlerde-renklenme.jpg
15/Kas/2019

Dişsel renklenmeler iç ve dış kaynaklı olmak üzere olabilmektedir. İçsel renklenme nedenleri arasında travma, periapikal kist, tetrasiklin türevi antibiyotik kullanımı, mikrosızıntı, disin canlılığını yitirmesi, bruksizm (diş sıkma) vb. gösterilebilir.

Canlılığını yitirmiş dişlerde – kanal tedavisi uygulanmış olsa da olmasa da- mikrosızıntı, periapikal kist varlığı, amalgam dolgular dişin dentin dokusunda renk değişimine yol açar. Bu renklenmelerin tedavisinde öncelikle dişin kanal tedavisi yapılmalı ya da gerekliyse yinelenmelidir.

Sonrasında ise ağartıcı ajanlar uygulanarak istenilen estetik netice alınıncaya dek işlem tekrarlanır ve diş orijinal beyazlığına kavuşturulur. Tedavi süresince ağrı, diş etinde yanma gibi şikayetler görüldüğü takdirde muhakkak hekime bilgi verilmelidir.

Dr. Dt. Emir Yılmaz

Endodonti Uzmanı


2512411e-41e7-4da9-855e-bf145732c3ba-1200x1200.jpg
31/Eki/2019

Kök kanal tedavisi esnasında diş hekimlerinin en büyük endişesi kullanılan enstrümanın kanal içinde kırılmasıdır. Peki bu durumun çözümü nedir?

  • Kırılan eğenin çıkarılması, mümkün değil ise
  • Kırılan eğenin yanından geçilmeye çalışılarak kanalın sonuna kadar dezenfekte edilmesi
  • Bu da mümkün değilse kırılan egeye kadar dezenfeksiyon işleminin yapılması.

Dişin içinde duran steril bir enstrüman problem yaratmaz ancak varlığından dolayı yeterlidezenfeksiyon yapılamaz ise kanal içinde arta kalan bakterilerden dolayı iltihabı reaksiyon gözlenebilir.

Tablonun biraz daha kritik olduğu durumlar da gözlenebilir; kırılan eğenin kanal dışına itilmesi…

Bu gibi durumlarda prognoz çok iyi olmamakla birlikte hastanın onayı ile dişin kontrol altında tutulması denenebilir. Mümkün mertebe diş çekimi veya cerrahi prosedürler en son seçenek olmalıdır.

Dr. Dt. Emir YILMAZ


kök_kırıkları.jpg
24/Eyl/2019

Diş travmaları sınıflamasında köklerin de travmadan etkilendiği vakalar komplike olarak nitelendirilir. Çarpma, düşme veya aşırı harabiyet sonucu dişlerde dikey ya da yatay kırıklar görülebilmektedir. Bunların içinde dikey kök kırıklarının maalesef telafisi yoktur ve en uygun tedavi çekim tedavisidir.

Yatay kök kırıkları ise kırık hattının konumuna, sayısına, dişteki enfeksiyona göre farklı iyileşme potansiyeli ve paterni göstermektedir. Kırık hattı ne kadar derinde ve sayısı ne kadar az ise tedavinin başarı ihtimali o kadar yüksektir. Ancak kırık hattının diş etine çok yakın olduğu vakalarda dişi ağızda tutmak o denli güçleşmektedir.


hamilelikte-agiz-sagligi-bursa.jpg
22/Eyl/2019

Hamilelik boyunca ağız sağlığının önemi çoğu zaman önemsenmemektedir. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar diş eti hastalığı ve hamilelik arasında direkt ilişki olduğunu kanıtlamış ve diş eti hastalığı olan hamileleri erken doğum ,düşük ağırlıklı bebek doğumu ve pre-eklemsi gelişme riskinin fazla olduğunu kanıtlamıştır.

Hamilelik boyunca artmış hormon seviyesi ağızda bulunan mikrobiyaldental plağa karşı vücudun reaksiyon seviyesini ve düzeyini etkilemekte ve diş etleri şiş, kanamalı bir hal almaktadır. Hatta bu hal bir süre sonra daha ciddi bir rahatsızlık olan periodontitise dönüşmektedir.

Hamilelik boyunca ağız sağlığının korunması hem hamile kişi hemde doğacak çocuk için çok önemli bir konudur.

Ancak hamilelik sırasında, oluşmuş bir diş eti rahatsızlığına maruz kalmamak için hamile kalmadan önce mutlaka ağız ve diş sağlığı kontrolü yapılmalıdır.

Hamilelik sırasında ;

Yapılan bilimsel çalışmalarda gebeliğin 2. trismester  yani 4,5,6. Aylarında yapılan SRP (temizlik ) işlemi güvenlidir ancak  düşük doğum riskini azaltmaz .

Ancak yine de periodontal  tedavi yüksek risk grubu içeren sebep hamilelerin karşılaşacakları riski azaltabilir ve dişeti iltihabını engeller ise ağız ve diş sağlığını belli bir düzeyde tutar.

 Unutulmamalıdır ki ,Tüm dişeti ve dişlerle ilgili tedaviler gebe kalmadan önce yapılmalıdır.

Dişeti tedavisi hamilelikte güvenlimidir?

Jinekologlar ,hamileler, diş hekimleri hamilelik sırasında yapılan diş tedavilerine bebeğin gelişimi açısından şüpheli yaklaşmaktadırlar bu şüpheli yaklaşım özellikle lokal anestezi kullanımı, ağrı kesici ve antibiyotik reçete edilmesi gibi konularda daha da fazlalaşmaktadır.

Ancak bu tedaviler 2. Trismester de yapılabilir.

Çok mecbur kalmadıkça antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalıdır.

Aspirin 

Naproxen

Ibuprofen   kullanılabilir.  Kullanım süresi 48-72 saatir  1. Ve 3. Trismester kullanımından kaçınılmalır.

Amoxicillin

Cephelosporin

Clindamycine

Metronidazole

Penisilin  mecbur kalmadıkça kullanılmamalıdır.

Ciprofloxacin

Clatrithromycin

Levofloxacin

Moxıfloxacin  kullanılmamalıdır.

Tetracyciline asla kullanılmamalıdır .

Ağız gargarası olarak,

Alkol içermeyen ağız gargarası kullanılabilir.

Dr. Deniz Noyun

Diş Eti Hastalıkları Uzmanı

 

 

 


diabet_ve-ağı-sağlığı-bursa.jpg
22/Eyl/2019

Periodontal hastalılar gingivitis ve periodontits insanlığın en yaygın görülen iltihaplı hastalıklarından birisidir.

Eğer tedavi edilmez ise mutlak şekilde diş kaybı ile sonuçlanır .

Aynı zamanda tedavi edilmediği taktirde periodontitisli kişiler yaşam boyu beslenme , konuşma sıkıntısı çekecekler  ve buda onların kendilerine olan güvenini bozarak yaşam kalitesini düşürecektir .

Periodontitis Belirtileri Nelerdir ?

*Kırmızı ve şiş diş etleri

*Fırçalama ile kanama

*Kötü tat ve koku

*Dişlerin normalden uzun gözükmesi

*Diş kaybı

*Diş taşları

*Kuru ağız

*Dişler arAsındaki aralığın artması

Periodontitis kolayca teşhis edilip klinik olarak tedavi edilebilir. Ayrıca düzenli ve efektif kontrollerle sağlık korunabilir.

Önemli Not : PERİODONTİTİS yaşam boyu profesyonel bakım ve düzenli kontrol gerektirir.

Diabet ve perodontitisikiside yaygınlığı yaşla artan kronik bir hastalıktır. Diabet ve periodontitis arasında çift yönlü bir ilişki vardır .

Dünyada heryıl 415 milyon kişiye diabet teşhisi konulmuş olup bu rakam her geçen gün artmaktadır.

Periodontitis ise batı ülke popülasyonunu %50 den fazla etkilemektedir.

2017 verilerine göre dünyada 4 milyon kişi diabet sebebi ile hayatını kaybetmektedir. Yaklaşık 212 milyon kişi ise teşhis konulmadan dolaşmaktadır.

Diabetin Periodontitise etkisi

*Artmış kan şekeri periodontitisin şiddetli ve yaygınlığının artması ile ilişkilidir.

*Kan şekeri ile periodontal yıkım arasında doza bağlı ilişki mevcuttur.

*Diabetin kontrolünü sağlamak periodontitisli hastalarda zor ve komplike bir durumdur .

Periodontitis Diyabete etkisi 

*Periodontitise yakalanmayan sağlıklı kişilerin Pre-diabet  vediabete yakalanma şansı daha azdır .

*Şiddetli periodontitise sahip kişilerin tip2 diabete yakalanma şansı daha fazladır.

*Periodontisli kişilerde insülin direnci miktarı artar.

*Yüksek kan şekeri ve HgA1C düzeyine sahip kişilerde periodontitis görülür.

*Tip 1 ve tip 2 diabet ve periodontitis sahip olan kişiler sadece diabete sahip olan kişilerle kıyaslandığında ,hem diyabet hemdeperiodontitisin şiddeti artar. BU KİŞİLERDE

Rethinopaty,

Böbrek komplikasyonu,

Kalp ile ilgili komplikasyonlar,

Beyin ile ilgili komplikasyonlar daha fazladır.

Periodotitis Diabet

  • Hastalığın yaygınlığı ve şiddeti artar                             
  • Kan şekeri kontrolü etkile

Neler Yapmalıyız ?

*Başarılı bir periodontal tedavi hastalığın ilerlemesini durdurup  kemik seviyesini stabil halde tutar ve dişlerin ağızda kalma sürelerini uzatır.

*Başarılı bir peridontal tedavi diabet hastalarda iltihaplı moleküler düzeyi düşürür.

*Diyabetli kişilerde perodontal tedavi güvenli ve efektiftir.

*Başarılı periodontaltedavi  HgA1C düzeyini düşürür ve extra ilaç alınmasını ortadan kaldırır

Periodontitisten nasıl korurunulur?

*Yılda 2 kez düzenli diş hekiminizi ziyaret ederek,

*Günde 2 kez minimum 2 dakika dişleri fırçalayarak,

*Diş arasını her gün ip ve ara fırça ile temizleyerek,

*Kilo kontrolü sağlayarak,

*Sağlıklı beslenme , sigarasız hayat ,spor yapmak ,az stresle yaşamak ! ŞARTTIR.

Dr. Deniz Noyun

Diş Eti Hastalıkları Uzmanı

 


20yas_disi-1.png
18/Ağu/2019

“Adını ağız içinde göründüğü hasta yaşından alan bu dişler çekilmelidir.” düşüncesi doğru değildir. 20 yaş dişleri ağız içinde en son ve en geride süren diş grubudur. Özellikle alt 20 yaş dişleri yer darlığı durumunda ağız içinde süremeyebilir. Yarı gömük olarak ağız içinde bulunan bu dişler perikoronit olarak bilinen diş eti iltihabına,  komşu dişlerde kök erimesine ve çürüğe, ağız kokusuna neden olabilir ve bu durum tedavi edilebilir.

Veya tam gömük olarak kemik içinde problem yaratmadan varlığını devam ettirebilir. Çevre diş ve dokulara zarar vermeyen yani çekilmesi gerekmeyen 20 yaş dişlerinin endodontik tedavi açıdan diğer dişlerden hiç bir farkı yoktur. Ağız içindeki her dişe olduğu gibi bu dişlere de endodontik tedavi uygulanabilir.

İleri yaşlarda protez gereksinimi düşünüldüğünde 20 yaş dişlerinin son derece kritik rol oynayacağı gerçeği de gözden kaçırılmamalıdır. Dolayısıyla bu dişler çekilmeleri gerekmedikçe ağızda tutulmalı ve her türlü koruyucu tedavi uygulanmalıdır.

Dr. Emir YILMAZ

Endodonti Uzmanı


endodontikanal.jpg
10/Tem/2019

Diş kökleri ve içinde bulundukları alveoler kemik ağız  ve diş sağlığı açısından oldukça önemlidir. Klinik bulgu veya hastanın bir yakınmasının olmaması her zaman diş köklerinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Diş eti hastalıkları, kök kanal enfeksiyonları, ortodontik tedavi, travma gibi nedenlerle diş köklerinde erimeler meydana gelebilir. Temel olarak “iç” ve “dış” olmak üzere sınıflandırılan rezorpsiyonlar çoğunlukla tedavi gerektiren vakalardır.

İç kök rezorpsiyonları çoğunlukla hastada bir yakınmaya neden olmadığından radyolojik değerlendirmede tespit edilir ve tedaviye olumlu yanıt verirler. Ancak dış kök rezorpsiyonlarına iltihabın eşlik ettiği durumlarda kökte ciddi harabiyet meydana gelebilir ve dişin kaybı ile sonuçlanabilir. Bu nedenle dis eti çevre dokusunun sağlığı  son derece önemlidir.

Ağız ve diş sağlığı icin yalnızca ağrı, şişlik gibi yakınmaların olduğu durumlarda diş hekimi ziyaret edildiğinde kök rezorpsiyonu gibi semptom göstermeden ilerleyebilen hastalıklar sürpriz diş kayıpları ile sonuçlanabilir.

Rutin kontroller ağız ve diş sağlığı açısından son derece önemlidir.

Dr. Emir YILMAZ

Endodontist

 


09/Tem/2019


Endodontist

Dr. Emir Yılmaz






1985 yılında Kırıkkale’de dünyaya geldim. 2003 yılında Kırıkkale Anadolu Lisesi’nden  mezun olduktan sonra 2006 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde eğitimime başladım. 2011-2012 yılları arasında özel sektörde pratisyen hekim olarak hizmet ettikten sonra. 2013’te Süleyman Demirel Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı’nda başladığım uzmanlık eğitimimi 2017 yılında tamamladım. Hala D-Artı Sağlık Hizmetleri kliniğinde endodonti alanında hizmet vermekteyim.

Katılımlar

  • Türk Endodonti Derneği 6. Bilimsel Sempozyumu – 2015   –  17th Biennial ESE Congress – Barcelona, Spain
  • 18th Biennial ESE Congress – Brussels, Belgium

 

 
 

 
 

 

 



diş_kırığı_bursa.jpg
16/May/2019

Travma sonucu dişte ve çevre dokularda yapısal bozulmalar meydana gelmektedir. Diş ile ilgili bozulmalar basitten karmaşığa kadar değişiklik gösterebilir. Travmanın şiddeti, kuvvetin geliş açısı vs sonucu etkileyen faktörlerdir.

Bazen yalnızca diş kök ucunda hissedilen geçici acı-ağrı ile kendini gösterirken bazen dişte çatlak, kırıklar da görülebilir. Travmanın şiddetine göre oluşan çatlak/kırık hattı köke kadar uzanabilmektedir. Şiddet ne kadar fazla ise tedavi de o denli karmaşık olabilmektedir. Diş kökünde meydana gelen kırılmalar yatay veya dikey olabilir. Dikey kök kırıklarında ne yazık ki dişin çekimi mevcut tedavi seçenekleri arasında en sağlıklı olanıdır.

Hastada görülen yakınmalar şiddetli soğuk hassasiyeti, dişin üzerine basamama, dişte sallanma veya spontan ağrı olarak ortaya kendini gösterebilir. Bunun yanı sıra diş etinde kanama, yırtılma, dudakta şişlik, morarma da görülebilir.

Tedavi seçenekleri mevcut semptomlara göre çeşitlilik göstermektedir. Basit çatlaklar ve kırıklar koruyucu yöntemler veya dolgular yapılarak telafi edilebilir. Ancak dişin sinirinin bulunduğu pulpa odası da travmadan etkilenmişse artık kanal tedavisi gerekiyor demektir. Çünkü artık diş canlılığını yitirmiş ve enfeksiyon gelişme riski vardır. Yumuşak doku ve kemik de travmadan etkilenmiş ise koruyucu ve restoratif tedavilere ek olarazk cerrahi yaklaşımlar da gerekebilmektedir.


diş_kırıgı_bursa.jpg
16/May/2019

Çoğunlukla akut travmalara bağlı görülen diş kırılmalarında farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. İlkokul dönemindeki çocuklarda ve sporculardaçok daha sık rastlanılan diş travmalarının şiddeti ve cinsitedavinin süresini belirlemektedir. Çarpma, düşme, diş gıcırdatma gibi normal olmayan kuvvetlere maruz kalması dişin kron ve/veya kökünde çatlak ve kırıklara, kemikte ve dişi çevreleyen yumuşak dokuda harabiyete yol açarak dişin canlılığını yitirmesine yol açabilir. “Sarsılma” olarak da adlandırabileceğimiz konküzyon travmaları en hafif travmalardır., dişte herhangi yapısal bozulmaya yol açmazlar. Ancak her diş bu kadar şanslı değildir ve maalesef dişte meydana gelen kırılmalar, çatlaklar bazen köke kadar uzanabilmektedir

Dişin kemikten tek parça olarak çıkmasına yol açan avülsiyon vakaları ise çok daha karmaşık vakalardır. Bu gibi durumlarda derhal diş hekimine gidilmeli, acil müdahele edilmelidir. Eğer diş tamamen düşmüş ise en kısa sürede (mümkünse travmayı takiben 30-60 dk içerisinde) diş hekimine gidilmelidir. Bu esnada diş yerine yerleştirilerek veya süt/su içerisinde içerisinde saklanarak ama KESİNLİKLE NEMLİ TUTULMALIDIR.








DENTPLUS ÇEKİRGE


Zübeyde Hanım Cad. Halil Ayan
        Apt. K : 1 D:1 Çekirge / BURSA
        (Konur hastanesi Karşısı)


info@dentplus.com.tr

0 (224) 222 59 58 – 89

DENTPLUS GEÇİT


Ahmet Yesevi Mah. Piknik Cad.
        Hasat Sk. Üründül Plaza K:1 Kapı No : 2
        No: 11 – 12 Nilüfer / BURSA


info@dentplus.com.tr

(0224) 404 00 87